Bizi Takip Edin
instagram
google
youtube
twitter
facebook
Yaşam birliği dayatıyor…
ÜRÜN ADI
Yaşam birliği dayatıyor…
ÜRÜN KODU
MARKA
FİYAT

Ürün Açıklaması

ÖZER AKDEMİR

Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu (STHP) tarafından gerçekleştirilen“Mücadeleler Birleşiyor. Yaşam alanlarını, yaşamı savunanlar buluşuyor” etkinliği mücadelelerin gelişim seyri ve ortaklaştırılması ile ilgili düşüncelerin paylaşıldığı forumla sona erdi.

İki gün süren etkinlikte yaşam alanlarına yönelik saldırılara karşı direnen ülkenin dört bir yanından gelen yaşam savunucuları hem kendi mücadelelerini aktarıp, deneyimlerini paylaşırken, hem de birbirinden ayrı bir şekilde devam eden bu mücadelelerin nasıl, hangi yol ve yöntemlerle birleştirilebileceğini tartıştı. İşte İstanbul Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fındıklı’daki kampüste gerçekleştirilen etkinliği özgün yapan ve daha önce gerçekleştirilen benzerlerinden ayıran özelliği de bu oldu. 2008 yılında İzmir’de EGEÇEP, 2009 yılında Ankara’da TMMOB, 2010 yılında İstanbul’da STHP tarafından yapılan ve ülke genelinde birçok yerel çevre direnişinden temsilcilerin katıldığı etkinliklerde genel anlamda mücadele deneyimleri paylaşımlı, ortak mücadele ile ilgili dilekler sıralanmış ama bundan ötesine gidilememişti. 2012’nin ilk haftasında yapılan İstanbul’daki etkinlik ise bu direnişlerin nasıl birleştirilebileceği, bunun araçları, yol ve yöntemleri noktasında somut görüşlerin tartışıldığı bir platform olması bakımından son derece önemli idi.

Fiili, meşru mücadele

Aslında gerek etkinliklere katılım düzeyi, gerekse yerellerden gelen yaşam savunucularının paylaşımlarındaki kararlılık ve heyecan (özellikle kadın direnişçilerdeki kararlılık), etkinliğin olumlu geçeceğinin işaretlerini ilk günden veriyordu. Köylülerin katılımın istenilen düzeyde olmaması bile bu heyecanı azaltmıyor, gelen yerel yaşam savunucuları kendileri gibi ülkenin dört bir yanında aynı kaderi paylaşanlarla hem dertleşiyorlar, hem mücadele deneyimlerini aktarıyorlar hem de saldırıları nasıl püskürtülebileceği noktasındaki görüşlerini paylaşıyorlardı.

Katılan yaşam savunucularının yaptıkları konuşmalarındaki ortak payda aşağı yukarı şu idi; yaşam alanlarımızı ancak ve ancak fiili kitlesel bir direniş yaratabilirsek koruyabiliriz. Bu fikrin oluşması daha önce yaşanan birçok direnişin deneyimlerinden süzülüp gelen bir zamanla şekillenmişti. Sinop Gerze’de, Rize Fındıklı’da, Muğla Yuvarlakçay’da, Hatay Samandağı’nda yaşanan direnişlerin gösterdiği bir gerçeklikti bu. Halk, toprağını, suyunu, havasını, tarlasını, merasını korumanın ancak kendi kararlı duruşu ile olanaklı olabileceğini, bu noktada hukukun çokta bir yaranını olmadığını kendi deneyiminden öğrenmişti. Salonu dolduran kitlenin çok büyük bir bölümünde oluşan ortak kanı, aslında direnişlerin yönelimi noktasındaki görüşlerinde benzer kanallara akmasını doğruyordu; Hukuki mücadeleye bel bağlamadan, ama onu da yok saymadan fiili, meşru mücadele.

Mücadeleler daha da şiddetlenecek

Etkinliğin ikinci gününde gerçekleştirilen paneller ve sonrasındaki sunumlar bu noktada oldukça öğretici oldu. Prof. Dr. Beyza Üstün’ün ilk günkü konuşmalardan derlediği sonuçları aktardığı ve özellikle suların ticarileştirilmesine karşı verilen mücadelenin yönelim seyrini ortaya koyduğu konuşmasının ardından Prof. Dr. Fuat Ercan, mücadelelerin bundan sonraki süreçte nasıl şekilleneceği noktasında görüşlerini sıraladı. Ercan, “Mücadeleler daha da şiddetlenecek. Zaman mücadelelerin birlikteliğini kurma bunu sürekli kılma ve birbirimizden haberdar olma zamanı. Yaşam alanlarına yönelik saldırılara zemin hazırlayan uyduruk raporların, karaların altında imzası olan sözde bilim insanlarını ve kurum temsilcilerini teşhir etmeliyiz”.

Kendi hukukumuzu yaratacağız

İkinci gün yapılan oturumların en ilginci ise hukukçular tarafından gerçekleştirilen “Yaşam hakkı ve halkın hukuku” konulu söyleşi oldu. Söyleşi de katılan üç hukukçunun ağzından “hukukun sınırlarına dayandık. Kendimizi bu sınırlara mahkum görmeden bir mücadele yürütmeliyiz. Kendi meşru hukukumuzu yaratmalı ve savunmalıyız” görüşleri idi. Bir anlamda var olan hukuka inanmayan hukukçular olarak özetlenebilecek bu noktada fiili mücadele olmadan, hukuksal kazanımların sadece kağıt üzerinde kalan birer belge olduğu örneklerle ortaya kondu. Toplumsal mücadelenin geri kaldığı zamanlarda hukukun daha çok öne çıktığı ve tartışıldığı tespitini yapan hukukçular, mücadelenin ilerlediği dönemlerde ise hukukun geride kalanı topladığını söylediler. Özellikle Hopa davası ve Kocaeli’ndeki ablasının yeşil kartını kullanarak doğum yapan kadınla ilgili mahkeme kararı, suçlanan olaylardaki meşruiyetin ve yaşam hakkının kutsallığı noktasında getirilen hukuksal yorumların önemine dikkat çekildi.


Alınan kararlardan bazıları

Etkinliğin en son bölümünde yapılan konuşmalarda ise daha çok ortak mücadele zemini ile ilgili somut öneriler tartışıldı. Ana başlıklar halinde alınan kararları şöyle özetlenebilir;
*Dayanışmaya ve birleşmeye devam ederek mücadelemizi güçlendireceğiz.
*Birimize saldırı geldiğinde hepimize gelmiş kabul edeceğiz.
*Yaşamımıza kastedenlerin direnişçileri yargıladığı davalarda taraf olacağız, takipçi olacağız.
*Yasal değişimleri takip eden, saldırının gelişeceği yerleri mücadele için önceden belirginleştiren acil uyarı hatları oluşturacağız.
*Mücadeleler arası iletişim ve koordinasyon için bölgesel ve genel ağlar kuracağız.
*Yaşanan doğa tahribatlarına, hak gasplarını izleme komitelerinin kurulması için çalışacağız.
*Doğru bilginin üretilmesi ve halka yayılması için çalışacağız.
*Bugüne kadar sürdürülen hukuksal mücadelelerin diğer alanlara deneyim olarak aktarılabilmesi için hukukçuların ve bilim insanlarının desteği ile bir bilgi havuzunun oluşturulması için çalışacağız. Asıl mücadelenin halkın mücadelesi oluğunu bilerek fiili mücadelemizi sürdüreceğiz.
*Dünya’da suya ve doğaya karşı süre giden saldırıya direnen halklarla temas kuracağız, mücadele deneyimlerimizi paylaşacağız.
*Suyu, toprağı, ormanları, meraları ticarileştiren, emeğimizi sömürenler; bu sürecin yürütücüsü olan başta AKP iktidarı olmak üzere tüm kurum kuruluş ve kişiler, sponsorluk yapanlar, bankalar, şirketler mücadelemizin hedefidir. Fiili meşru mücadelemizi sürdürüp, teşhir etmeye, hesap sormaya devam edeceğiz..

Etkinlik, kış günü direnişin sıcaklığı ile çadırlarında yaşam nöbeti tutan Gerze, Peri Su ve Fındıklı halkını selam gönderilerek sonlandırıldı. (Evrensel)

ürünler ürünler ürünler ürünler
maviweb