Bizi Takip Edin
instagram
google
youtube
twitter
facebook
Kaybolmuş bir kentin eskicisi
ÜRÜN ADI
Kaybolmuş bir kentin eskicisi
ÜRÜN KODU
MARKA
FİYAT

Ürün Açıklaması

ÖZER AKDEMİR

İzmir Barosunun Toplantı Salonu’nu dolduranlar ilgi ile dinledikleri 2 saati aşkın sunumların ardından böylesi bir son beklemiyordu açıkçası. Etkinliğin bitimine beş kala, soru-yanıt kısmında geldi son sözler. Genç bir kadın, oturumu kapatmak üzere olan Ege Üniversitesi Halk Sağlığı Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ali Osman Karababa’dan ısrarla söz istedi. Karababa’nın “Çok kısa lütfen” diye söz vermesinin ardından  “Soru değil. Onur hoca konuşurken aklıma geldi. Bir şiir paylaşmak istiyorum izninizle” dedi. Metin ve Kemal Kahraman kardeşlerin seslendirdikleri “Eskici” şarkısının sözleriydi okuduğu. Kocaeli Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu’nun dinleyenlerin içini burkan Dilovası Raporu’nun ve sonrasında yaşananların konuşulduğu bir toplantının bu şiirle bitirilmesi, sürprizdi belki ama aldığı alkış tam da yerinde olduğunu ortaya koydu.

Onur’u savunmak

Etkinliğin Yöneticisi Karababa, çağrılı konuğu Onur Hamzaoğlu’nun dışında konuşan “Onurumuzu Savunuyoruz” kampanyasının sözcülerinden Prof. Dr. Cem Terzi ve E.Ü. Halk Sağlığı Bölümü Öğretim Üyelerinden Zeliha Aslı Öcek’in de konuşmalarında üzerinde durduğu asıl konu, raporun içeriğinden çok, sonrasında gelişen olaylar oldu. Bilimsel bir çalışmanın bir anda ülkenin gündemine oturtan bu gelişmeler, raporun içeriğindeki verilerin bir gazeteci tarafından haberleştirilmesi sonrasında başlamıştı. Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde yoğunlaşan sanayinin insan sağılığına etkilerinin araştırıldığı raporun en çarpıcı yönlerini öne çıkarmıştı yerel gazete; “Anne sütünde bile kabul arsenik ve diğer ağır metaller çıkmıştı. Doğmamış çocuklar anne karnında sanayi kuruluşlarının yarattığı kirlilik nedeniyle zehirlenmişti. Kanserden ölüm oranları ülke ortalamasının iki katını aşıyordu…”

Tekere çomak sokulunca

Hamzaoğlu’nun ve ekibinin 2009 yılında yaptığı bu çalışmalarda ortaya konan veriler çok yeni de değildi aslında. 2002-2009 yıllarında benzer araştırmalar yapılmış, raporlar Sağlık Bakanlığı’na ve ilgili yerlere iletilmiş, hatta TBMM’de bu çarpıcı sonuçların ardından komisyon kurularak ayrıntılı bir rapor da ortaya konmuştu. Prof. Cem Terzi, 2009 yılında bölgede kurulması düşünülen 4. demir çelik fabrikası söylentileri ile ilgili görüş isteyen yerel gazeteciyle paylaşılan son bilimsel çalışmanın ardından kıyametin koptuğunu ve belediye başkanı, kanser savaş müdürlüğü, YÖK, üniversite rektörlüğü gibi kurumların içine girdiği bir soruşturma sürecinin başladığını aktarıyordu. Hamzaoğlu’nun açıkladığı veriler, Dilovası’nı adeta “kurtarılmış bölge” gibi gören büyük sermayenin ve onların ardındaki iktidar sahiplerinin tekerine çomak sokmuştu. Anne sütünü, doğmamış çocukları bile zehirleyen kuralsız sanayileşme, ilçeyi kanserden ölümlerde zirveye oturtmuştu. 1995-2004 yıllarında kanserden ölüm oranları dünyada ve Türkiye genelinde yüzde 12 civarlarında iken Dilovası’da bu oran yüzde 32.5’i buluyordu.  Bu çarpıcı sonuçların ardından başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere ilgili bakanlıklar, yerel yöneticiler canlı yaşamını yok eden bu sanayi kuruluşlarına dur demek yerine, bunları bilimsel çalışmaları ile ortaya koyan bilim insanlarına yüklenmeyi yeğlemişlerdi. Belediye Başkanı Hamzaoğlu için “şarlatan” derken, Hamzaoğlu’nun üniversitesi bile “bilimsel bilginin akreditesi” gibi “komik” olarak yorumlanan bir gerekçe ile uyarı cezası vermişti. Hamzaoğlu’na karşı başlatılan bu “linç” kampanyasının asıl taraflarının Türkiye’deki akademik özerklik, bilimsel özgürlük ve halk sağlığı olduğunu söyleyen Prof. Cem Terzi ise şunları söylüyordu: “Bunlara sahip çıkılamazsa hem Onur’u incitirler, hem de hiçbir bilim insanı çıkar çevrelerinin aleyhine bilgi üretemez, paylaşamaz.”

‘Çok yorulduk ama değdi’

Raporunu, hazırlarken kullandıkları bilimsel yöntemleri, sonuçlarını ve sonrasında yaşadığı olayları belgeleri ile aktaran Hamzaoğlu ise “Başta rapora yönelik tepkileri çok önemsemedim. Arkadaşlar bunu çok önemsediler ve geldiğimiz noktada haklı oldukları ortaya çıktı. Çok yorulduk ama raporun işe yaradığını ve tüm yaşananlara değdiğini ortaya koyuyor” diye konuştu. TTB’nin tartışmaların ardından hazırladığı Dilovası ile ilgili bilgiler veren Zeliha Aslı Öcek, Hamzaoğlu’nun raporunun önemine dikkat çekti. Dilovası kadar büyük bir kirliliğin yaşandığı Aliağa bölgesinin de tartışıldığı etkinlikte, Aliağa’ya kurulması planlanan yedi termik santralın İzmir’i yaşanmaz hale getireceği uyarısında bulunuldu. Etkinlikte yapılan konuşmalarda halk sağlığını ve buradaki sanayi kuruluşlarında çalışan işçileri doğrudan ilgilendiren kirlilikle ilgili yapılan çalışmalara Dilovası’nda ve Aliağa’daki fabrikalarda örgütlü bulunan Türk Metal Sendikasının gerekli desteği vermemesinden de yakınıldı.

Etkinliğin sonunda dinleyicilerden birisinin okuduğu şiir; ceza ile, linç kampanyaları ile, susturulmak istenen bilim insanlarının, yaşam savunucularının yaşadıklarını da yansıtıyordu… (İzmir/EVRENSEL)

Eskici

kaybolmuş bir kentin eskicisiydi
makineleşmeye karşı duyguları topluyordu
kaybolmuş bu kentin sokaklarında
torbasında umut
torbasında, insana dair ne varsa

yalnız değilsin eskici
bir sabah güneş doğar
sevgiden tuğlalarla
yeniden kurarız bu kenti

ürünler ürünler ürünler ürünler
maviweb