Bizi Takip Edin
instagram
google
youtube
twitter
facebook
Ekolojik Anayasa Konferansi Sonuc Bildirgesi
ÜRÜN ADI
Ekolojik Anayasa Konferansi Sonuc Bildirgesi
ÜRÜN KODU
MARKA
FİYAT

Ürün Açıklaması

Dogayi Bir Hak Oznesi Olarak Tanimlamak!

Turkiye halki ilk kez kendi anayasasini yapmaya hazirlaniyor.

Tum farkliliklariyla toplumsal kesimler, topluluklar, bireyler Anayasa Platformlarinda bir araya geliyor, bu ulkede nasil yasamak istediklerini enine boyuna tartisiyorlar. Yeni Anayasanin sivil, demokratik, ozgurlukcu, sosyal bir anayasa olmasi ve barisci bir dille yazilmasi konusunda simdiden genis bir mutabakat var.

Ve Turkiye ilk kez, Ekolojik Anayasa ihtiyacini tartisiyor.

Ekolojik Anayasa Girisimi, Yeryuzu’nun / Doga’nin haklarini tanimlayan, taniyan ve guvence altina alan bir anayasa icin calisma baslatti.

Girisim duzenledigi oturumlarda, agir bir ekolojik krizin etkisi altinda bulunan dunyamizda, iklim degisikligi, cevre kirliligi ve Doga’nin onlenemeyen tahribine karsi hangi anayasal onlemler alinabilir; Doga’yla uyumlu bir var olus nasil saglanabilir;  sadece bugun yasamakta olanlarin degil, gelecek kusaklarin da yeryuzunun butunlugu ve surekliligi icinde var olma hakki nasil korunabilir, sorularina yanitlar aradi. 

Mutabakat saglanan gorusler:

·         Yeni Anayasa insan merkezli (antroposentrik) degil, ekoloji merkezli, butunlesik bir hak anlayisini tercih eden,  Ekolojik bir Anayasa olmali.

  • Anayasada insan, cikarlari ve gelecegi Doga’dan ayri ve bagimsiz bir varlikmis gibi tanimlanmamali; anayasa insani icinde var oldugu butunun, tabiatin bir parcasi olarak gormeli. Insana saygi, cevreyi metalastirma hakkini vermez.       

·         Turleri acisindan ve icinde var olduklari sistemlerdeki rolleri bakimindan ozgun olan tum canli-cansiz varliklarin da haklari oldugu yeni Anayasada belirtilmelidir.

·         Insan dâhil, tabiatin parcasi olan her varligin haklari, canli / cansiz oteki varliklarin (ekosistemler, eko-bolgeler, biyo-bolgeler) haklariyla sinirlidir; bu varliklarin haklari arasindaki celiskiler Doga’nin butunlugu, dengesi ve sagligi temelinde cozulmelidir.

·         Doganin, yasamsal dongulerini ve sureclerini insan tarafindan bozulmadan devam ettirme ve biyolojik kapasitesini yeniden olusturma; butunlugunu, iliskide oldugu diger varliklarla birlikte surdurme hakki vardir.

·         Hayvan haklari anayasal guvence altina alinmali, hayvanlara yonelik suclar ceza yasasi kapsaminda degerlendirilmeli, turlerin devamliligi ve yavru canlilarin anneleri ile serbest ve dogal bir gelisim saglama hakki gozetilmelidir. Devlet, insan ve tum canlilarin dogayla ic ice ozgurce var olma, tecrube etme, dusunme ve hissetme hakkini korumali ve gozetmelidir.

·         Vatandaslik, dogaya zarar vermemek ve gelecek kusaklar adina onun emanetcisi olmak anlayisina uygun olarak, ekolojik sorumluluk cercevesinde tanimlanmalidir.

·         Dogayla etkilesim icinde olan her turlu faaliyet hem bugunku hem de gelecek kusaklar dusunulerek ve yasamin devamliligi anlayisiyla yurutulmelidir.

·         Yeryuzu / Doga;  insan faaliyetleri nedeniyle, her turlu kirlenmeden, zehirli ve radyoaktif atiklardan zarar gormekten; yasamsal butunlugunu, saglikli isleyisini tehdit edecek sekilde genetik yapisinda bozulmalardan korunma hakkina sahiptir.

 

·         Savaslar, canli cansiz doganin, insanin, sosyal hayatin dusmanidir; dogal ve sosyal tum sistemlere telafisi mumkun olmayan zararlar veren, insan eliyle yaratilmis felaketler olarak gorulmeli ve onlenmelidir. Yasamin korunmasi adina savaslara karsi cikmak tum bireylerin, topluluklarin hakkidir.

·         Insanlar dahil tum Doga, savas ve baris hâllerinde kimyasal, biyolojik ve nukleer silahlarinin varligindan, tehdidinden ve tahribatindan korunma hakkina sahiptir. Savas veya guvenlik gerekcesiyle ekolojik dengeyi bozacak faaliyetler ve canli veya ekosistem katliami kabul edilmez.

·         Su, tohum ve diger dogal varliklarin kaynak olarak degil, Doga’nin bir parcasi ve onlara bagli yasayan tum canlilara ait olarak gorulmesi, Doga’nin bir hak oznesi olarak tanimlanmasinda onemli bir kavramsal acilim olacaktir. Bunlar mulkiyete tabi olmamali, kendileri veya genetik bilgileri hic bir sekilde patentlenememeli ve kamusal kullanimlari ekolojik dengeler oncelikli tutularak guvence altina alinmalidir.

·         Ozel mulkiyet, haklarin korunmasi gozetilerek, kamu yarari yani sira cevrenin korunmasi amaciyla da kisitlanabilir.

·         Dogal felâketlerin olusmasina karsi onlemler ve bunlara karsin adaptasyon tedbirleri almak da devletin gorevleri arasinda sayilmalidir.

·         Butunlesik ekoloji anlayisi geregi, Doga emanetciligi ulusal sinirlarla belirlenemez ve yeryuzunun tamamina karsi yukumlulukleri kapsar. Doga’nin haklari cercevesinde, cevre sorunlarinin ve bozulmasininulusal sinirlarla sinirlandirilamayacagi, kuresel bir anlayisin zorunlu oldugu kabul edilmelidir.

·         Dilsel ve kulturel cesitliligin biyolojik cesitliligin algisi ve yasatilmasindaki rolu dikkate alinarak farkli dillerin ve kulturlerin korunmasi ve kendini gerceklestirme ve gelistirme hakki anayasal guvence altina alinmalidir.

·         Anayasada kulturel, tarihi, arkeolojik ve estetik degerler ile dogal peyzajin korunmasi hukum altina alinmalidir.

·         Anayasada, devletin, ozel sektorun, her turlu sosyal kurumun, sivil toplum orgutlerinin, bilim insanlarinin, bireylerin Doga’nin haklarinin korunmasiyla ilgili hak ve sorumluluklari net ve acik bir sekilde tanimlanmalidir.

Ekolojik Anayasada Kamu Yonetimi ilkeleri:

·         Yeni Anayasa bireylerin ve sivil toplumun cevre konularinda bilgi ve belge edinme, karar mekanizmalarina katilma ve yargiya erisim haklarini garanti altina almalidir.

·         Yeni Anayasada kamu yonetimi Doga’yi, biyo-cesitliligi, insan disi varliklarda yerel duzeydeki genetik farkliliklari, insanlarda kulturel cesitliligi, irkci yaklasimlara mahal vermeyecek sekilde, korumak ve gelistirmekle yukumlu kilinmalidir.

·         Yeni Anayasada kamu yonetimi, cevrenin ve dogal varliklarin kullaniminda, yonetiminde ve muhafazasinda dogal dengenin gozetilmesinden yukumlu olmalidir.

·         Yeni Anayasada kamu yarari, ustun kamu yarariilkeleri ekoloji merkezli bir bakis acisiyla yeniden tanimlanmalidir.

·         Doga’nin kalici zararli etkilere maruz kaldigi durumlarda, kamu yonetimi, yenilenmeyi saglamak icin en etkili mekanizmalari olusturmak ve zararli cevresel sonuclari ortadan kaldirmak veya azaltmak icin gerekli tedbirleri almakla yukumlu olmalidir.

·         Ekosisteme kalici olarak zarar vermis olan uygulamalarin olusturdugu dogal ve sosyal tahribatin belgelenmesi ve tazmini icin tedbirler bir kamu sorumlulugudur.

·         Iklim degisikligi, cevre kirliligi ve Doga’nin korunmasi ile ilgili tum uluslararasi anlasmalara taraf olunmali; konulan cekinceler kaldirilmali ve anlasma hukumleri ic hukuka aktarilmalidir. Bunlara uygulama ve islerlik kazandirilabilmesi amaciyla gerekli tum altyapinin olusturulmasi icin cozumler uretmek oncelikli politika haline getirilmelidir.

·         Ulusal hukuk ekolojik acidan uluslararasi hukuki tum duzenlemelerle uyumlastirilmali; yasal ve duzenleyici diger onlemler bu anlayisla tekrar gozden gecirilmeli ve bu kapsamda acik, tutarli bir cerceve olusturulmalidir.

·         Surdurulebilir Kalkinma ilkesinin doga-korumacilari degil dogayi tahrip eden sirket ve yonetimlerin elinde her kapiyi acan sihirli bir anahtar hâline geldigi ve uygulamada her zaman "kalkinma" lehine kullanildigi, bu kavramin hukuksal degil, ideolojik bir kavram oldugu dikkate alinmalidir. Bu nedenle surdurulebilir kalkinma kavraminin yeni Anayasada yer almasinin onune gecilmesi gerekir.

·         Cevrenin ve dogal dengelerin korunmasi icin kabul edilmis olan uluslararasi hukuki duzenlemeler temel insan haklarinin guvence altina alinmasi bakimindan onemlidir. Bu uluslararasi anlasmalardan dogan haklari kullanabilmek icin bireylerin bilgiye erisim hakkina sahip olmalari, cevre konularinda karar verme sureclerine katilim prosedurleri hakkinda bilgilendirilmeleri gereklidir. Yeni Anayasa bireylerin ve sivil toplumun  “yasam alanlariyla ilgili her konuda” bilgi ve belge edinme, karar mekanizmalarina katilma ve yargiya erisim haklarini garanti altina almalidir.

·         Bu haklarin ve bilgilerin kullanilabilmesi yoluyla vatandaslarin, sivil toplum orgutlerinin ve ozel sektorun cevreyi korumada ve yasamin surdurulebilirligi temelinde oynayabilecekleri rollerin onemi dikkate alinarak Kamu yonetiminde her duzeyde seffaflik ve hesap verebilirlik Anayasal guvence altina alinmalidir.

·         Yasam alanlariyla ilgili olarak halkin, yerel karar alma mekanizmalarina katiliminin guclendirilmesi icin Yeni Anayasa ademi merkeziyetci bir yonetim anlayisini duzenlemelidir ve yurttaslarin karar alma mekanizmalarina dogrudan ve etkin katilimini saglayacak yontemler / kurumlar gelistirilmelidir.

·         Yerel yonetimler katilimci, seffaf ve hesap verebilir olmali, gerekli durumlarda secilmislerin geri cagrilmasini saglayacak mekanizmalar, yerel arabuluculuk gibi cozumler olusturulmalidir.

·         Tabiatin dengesi anlayisinin, cevre ve bilincinin gelismesi icin egitim ve ogrenim kamu yonetimi tarafindan yaygin olarak desteklenmeli, bu alanda calisan cevre korumaci ve ekolojist girisim ve orgutler tesvik edilmelidir.

·         Dogal, kulturel ve tarihi degerler ile dogrudan ilgili veya dolayli olarak bu degerlerin bekasini etkileyecek olan kamusal kararlari denetleyecek bir ozerk kamu denetcisi mekanizmasi yeni anayasada yer almalidir.

·         Toplumun butun kesimlerinin katilimiyla ekolojik olarak surdurulebilir, sosyal olarak adil bir ekonomik sistem gelistirilmeli; ekonomik oncelikler ve faaliyetlerin dogal sistemlerin kendini var etme ve yenileme yetisine zarar vermeden, Doga’yla uyum icinde ve yerel duzeyin olabildigince tesvik edildigi bir var olus saglamak uzere degistirilmesi hedeflenmelidir.Bu baglamda toplumun ve bireylerin saglik ve refahinin surdurulebilir kalkinma dahil maddi varligi cogaltmak ve kalkinmanin herhangi bir turuyle degil, toplumsal adalet ve dogayla uyumlu surdurulebilir bir yasam geleneginden gectigi her turlu hukuki ictihatta temel bir kabul olarak benimsenmelidir.

·         Yapilan tum ekonomik faaliyetler Doga’nin kendini yenileme kapasitesini zorlamayacak bicimde yapilmalidir. Her turlu ekonomik girisimin olusturabilecegi zararlari onlemeye ve en aza indirmeyi amaclayan ve insanlarin ve Doga’nin olasi zararlardan korunmasi icin kullanilan ihtiyatlilik ilkesine anayasal bir icerik kazandirilmalidir. Bu baglamda, kisi ve girisimlere ekolojiye sadece menfi etki hâli degil ayni zamanda bunun ihtimali olan faaliyetlere karsi yurutmeyi durdurmak icin basvurma hakki verilmelidir.

ürünler ürünler ürünler ürünler
maviweb