Bizi Takip Edin
instagram
google
youtube
twitter
facebook
Loçlular davayı kazandı; HES iptal
ÜRÜN ADI
Loçlular davayı kazandı; HES iptal
ÜRÜN KODU
MARKA
FİYAT

Ürün Açıklaması

Kastamonu’nun Cide ilçesindeki Loç Vadisi’nde yapılması planlanan hidroelektrik santralına (HES) karşı bölge halkının açtığı davada Kastamonu İdare Mahkemesi, 11 Temmuz 2011 tarihinde iptal kararı verdi. Loçlular daha önce HES’i yapacak Orya Enerji’nin İstanbul Salıpazarı’ndaki merkezi önünde 28 gün boyunca oturma eylemi yapmıştı.

Loçlular ayrıca, 31 Aralık 2010 tarihinde  Kastamonu İl Özel İdaresi’nden Cide Kaymakamlığı’na gelen yazı ile HES’nin ruhsatsiz ve kaçak olduğunu öne sürmüş, akşanıa inşaat mühürlenmişti. Kastamonu İdare Bölge Mahkemesi de 3 Ocak 2011 tarihinde “geri dönülmesi mümkün olmaya tahribatlar yapıldığı” gerekçesi ile yürütmeyi durdurma kararı vermişti.
Loçlular, 2009 yılında Kastamonu Bölge İdare Mahkemesi’ne Cide ilçesi sınırları içerisinde Orya Enerji Elektrik Üretim AŞ tarafından yapımı planlanan Cide Regülatörü ve Hes Projesi’ne karşı “Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) olumlu kararı verilmesine ilişkin Çevre ve Orman Bakanlığı’nın 15 Ekim 2009 tarih ve 80498-58582 sayılı işleminin; hukuka aykırı olduğu, çevre için ciddi zararlara sebebiyet verebileceği, Küre Dağları Milli Parkı içinden geçen Devrekani Çayı Vadisi’nin çevresel ve kültürel özelliklerinin bir bütün olduğu değerlendirilerek korunması gerektiği”  iddiasıyla iptal davası açmıştı.
Ekolojik sisteme zarar verecek
Loçluların avukatı Yakup Şekip Okumuşoğlu dava dilekçesinde, “Cide Regülatörü ve HES inşasına başlanması ile birlikte davacıların sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının engelleneceği, yapılacak inşa ile ilgili alanın doğal ortamının, ekolojik ve peyzaj bütünlüğünün bozulacağı, inşaat yapımı için başvurulacak patlatmalardan yörenin ne şekilde etkileneceği hususunda, hafriyatın ne şekilde depolanacağı konusunda, yol ve yüksek gerilim hattı için çok sayıda ağacın kesileceği konusunda ÇED raporunda yeterli değerlendirme yapılmadığı, ÇED olumlu kararının eksik incelemeye dayalı olarak verildiği ve konu ve maksat yönlerinden hukuka aykırı olduğu, projenin sosyal fayda ölçütü üzerinde durulmadığı, fayda maliyet analizi hesabına santral dolayısıyla çevreye verilecek zararın hesaplanmadığı, halkın itirazlarına dair dilekçelerin ÇED Yönetmeliği gereğince dikkate alınmadığı, dere yatağına bırakılacak su miktarının (can suyunun) yetersiz olduğu, Tennant Yönteminde uzun yıllar ortalama debi değerinin kullanılması gerektiği”ni öne sürmüştü.
İki yıldır süren davada mahkeme, Loç Vadisi Koruma Platformu üyelerini savlarını haklı bularak, ÇED Raporu’nun iptaline ve dolayısıyla söz konusu alana HES yapılamayacağına karar verdi.  Mahkeme kararında ayrıca, HES yapılması sonucu ortaya çıkacak zararların bilirkişi raporlarında da yer aldığına dikkat çekerek, “ekosistemin bütünlüğüne zarar verecek proje olduğu gerekçesiyle iptal edilen HES’in yapımıyla ilgili itiraz ve temyiz hakkının bulunduğunu” belirtti. Bakanlık ve davaya müdahil olarak katılan şirket yetkilileri isterse, davayı Danıştay’a taşıyabilecek.
Önce baraj yapmak istendi
Loç Vadisi’nde ilk önce “Cide barajı ve HES Projesi” yapmak üzere harekete geçen Orya Enerji, Çevre ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün projeyi “Kastamonu Bartın Küre Dağları Milli Park sınırları içinde yer alması” nedeniyle iptal etmesinin ardından çareyi projenin adını “Cide Regülatörü ve HES Projesi” olarak değiştirmekte bulmuştu. Yalnızca adı değiştirilen ve milli park sınırları dışına çıkartılan projeye bu kez bakanlık tarafından “ÇED olumlu”  kararı verilerek izin verilmişti. Kastamonu İdari Mahkemesi’ninin atadığı Sakarya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kenan Tunç, Sakarya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. İbrahim Yüksel ve İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ferhat Gökbulak’tan oluşan bir bilirkişi heyeti oluşturmuştu.
Bilirkişi heyeti raporunda, incelemeleri sonucunda daha önce hazırlanan ÇED raporunun eksik ve bazı konulara yeterli derecede açıklık getirmediği kanaatine varmıştı. Raporda, “Projenin planlandığı sahanın Milli Park alanına dahil olmayan bir alanda planlanmasına karşılık, aynı havza içerisinde yer almasından dolayı projenin gerçekleştirilerek işletmeye açılmasını halinde uzun dönemde ekosistem bütünlüğüne zarar verecek nitelikte olduğu”nun altı çizildi. Mahekeme heyeti da bu bilirkişi raporuna dayanarak, projenin iptaline karar verdi.
Mahkeme kararında, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile teknik bilirkişi raporlarının birlikte değerlendirildiğine dikkat çekilerek, “Cide Regülatörü ve HES projesine ait proje alanının milli park alanı tarafından çevrili olması ve milli parkla aynı havza içerisinde yer alması nedeniyle proje yer seçiminin doğru olmadığı, proje alanının bilimsel açıdan, milli park tarafından çevrelenmiş olmasından dolayı milli parkı da kapsayan Devrekani havzası’nın ekosisteminin bir parçası olduğu ve bölge vejetasyonuna çeşitlilik kattığı, proje sahasının, milli parkın koruma zonu kabul edilecek bir mesafe içerisinde yer aldığından proje alanında yapılacak çalışmalardan kaynaklanacak olumsuz etkilerin, havza ve milli park ekosistem bütünlüğüne zarar vereceği ve anılan havzada yer alan bitki türleri, yaban hayvanları ve sucul canlıların yok olmasına, toprak-su-vejetasyon arasındaki dengenin bozulmasına yol açacağı sonucuna varılmıştır” dendi.Makeme, iptal kararında şöyle dedi: “Bu durumda, proje alanının milli park alanı tarafından çevrili olması ve milli parkla aynı havza içerisinde yer alması nedeniyle proje yer seçiminin bilimsel açıdan doğru olmadığı gibi proje alanının milli parkı da kapsayan Devrekani havzası’nın ekosisteminin bir parçası olması ve proje alanında yapılacak çalışmalardan kaynaklanacak olumsuz etkilerin havza ve milli park ekosistem bütünlüğüne zarar verecek nitelikte olması nedeniyle Kastamonu İli, Cide İlçesi, Devrekani Çayı üzerinde Orya Enerji Elektrik Üretim A.Ş tarafından yapımı planlanan 21,5 MW gücünde Cide Regülatörü ve Hes Projesi’ne ÇED olumlu kararı verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. “
Bilir kişi raporunda ise şu saptamalar yer verildi:
“-Proje sahasındaki gerek sucul gerekse karasal yaban hayatı türlerinin tespiti 3 ay gibi kısa sürelerle yapılan gözlemlerle saptanmıştır. Kısa süreli yapılan çalışmalar, tespit edilen hayvan türü sayısının gerçeğinden farklı olmasına sebep olabilmektedir. Aynı şeyler vejetasyon çalışmaları içinde geçerlidir. Nitekim aynı ÇED raporu konusunda Bartın Üniversitesi, Bartın Orman Fakültesi tarafından hazırlanan raporda da görüleceği üzere projenin planlandığı sahaya yakın olan Bartın Kirazlık baraj havzasında 500 den fazla tür tespit edilmişken söz konusu proje sahasında bunun yarısından bile az (177 tane tür) tespit edilmiştir. Ancak bu eksikliklerin giderilmesi sahada söz konusu projenin yapılmasını haklı kılmaz. Çünkü burası her ne kadar kabul edilmese de bilimsel açıdan, milli park tarafından çevrelenmiş olmasından dolayı milli parkı da kapsayan havza ekosisteminin bir parçasıdır ve bölge vejetasyonuna çeşitlilik katmaktadır.
-Proje sahasında bulunan bazı endemik türlerin başka yerlere transfer edilerek koruma altına alınacağı söylenmektedir. Bu durum doğru bir yaklaşım değildir ve transfer edilen bitkinin transfer edildiği ortama uyum sağlayıp gelişeceği garanti değildir. Böyle bir doğa yaklaşımı da bulunmamaktadır.-Devrekani çayı yaklaşık olarak 7 km uzunluğundaki bir mesafe boyunca değişime uğrayacaktır. Havzalarda yer alan akarsular ve çevresi yanıdır. Projenin yapımı, Devrekani Çayı Havzasında yer alan ekosistemde yaklaşık 7 km lik bir mesafede kesintiye yol açarak toprak-su-vejetasyon arasındaki dengeyi bozacak ve sulak ekosistemi, yaban hayvanlarının göç güzergahları, beslenme ve barınma alanlarını olumsuz etkileyecektir.
-Regülatör arkasında oluşacak gölden karstik arazi yapısındaki çatlaklardan ve buharlaşmalardan kaynaklanan önemli bir su kaybı olacaktır. Oluşacak göl alanından meydana gelecek buharlaşma da küresel ısınma olgusu dikkate alındığında yüksek olacağından mevcut su miktarında azalma olacaktır. ÇED raporunun 52. sayfasında yer alan tablodaki (ikinci sütundaki yıllık buharlaşma değerleri yanlış ve fazla verilmiş olsa da) günlük buharlaşma değerleri regülatör arkasında oluşacak gölden buharlaşma ile fazla miktarda su kayıplarının olacağını göstermektedir. Bu durumda akımın si olarak baz alınan can suyu miktarını etkileyecektir. Göl yüzeyinden buharlaşma, gölün oluştuğu alandaki karstik yapının çatlaklarından meydana gelecek kaçaklar ve su iletim borularına verilecek su miktarı derede akan su miktarının azalmasına yol açacaktır. Bu durum, dere ekosisteminde oluşan toprak-su-vejetasyon arasındaki dengenin bozulmasına, deredeki ıslak çevre alanının ve dolayısıyla dere ekosisteminin olumsuz etkilenmesine ve sucul canlıların tür ve sayısının azalmasına yol açacaktır.”
Büyük sevinç yaşıyorlar
Kararın açıklanmasının ardından Loç Vadisi Koruma Platformu sözcüsü Erdinç Ay yaptığı açıklamada, platform üyeleri olarak anlatılması imkansız bir sevinç yaşadıklarını söyledi. Ay, “İki yıldır doğamızı kurtarmak için çaba harcıyoruz. Bu süreç içinde her zaman bizim yanımızda olan, sıkıntılarımızı paylaşan, destek veren tüm dostlarımıza teşekkür ediyoruz. Yüce adalete, mahkemeye ve hakimlere her zaman güvendik. Verdikleri karardan dolayı kendilerine gönül dolusu teşekkür ediyoruz” dedi.
Loçluların avukatı Okumuş oğlu ise Batı Karadeniz ormanlarının ile karstik dağ yapısının çok özel bir ekosistemi barındırdığına dikkat çekerek,  ”Bu bölgeyi korumak ve gelecek kuşaklara aktarma sorumluluğumuz var. Biz bu sorumlulukla Cide HES’e karşı dava açtık” dedi. Loç vadisinin tam da bu bölgenin tüm ekolojik derinliğini barındıran bir bölge olduğunu belirten Okumuşoğlu, şöyle konuştu: “Mutlaka korunması gerekirdi. Loçlular da yaşam alanlarının ne kadar değerli olduğunu bilen bilinçli bir halk. Böyle olunca en başından bu yana çok doğru bir mücadele verildi. Neticede Loç vadisi ve diğer mucadele edilen vadiler açısından umut verici bir karar elde edilmiş oldu. Sivil toplumun yasam alanlarına sahip çıkması ile bugün yürürlükte olan hukuku daha ileriye taşınmasına yönelik bir adım daha atıldığını düşünüyorum. “

ürünler ürünler ürünler ürünler
maviweb