Bizi Takip Edin
instagram
google
youtube
twitter
facebook
Türkiye’de tohumculuk nereye? Yazı Dizisi-1
ÜRÜN ADI
Türkiye’de tohumculuk nereye? Yazı Dizisi-1
ÜRÜN KODU
MARKA
FİYAT

Ürün Açıklaması

“Hibrit tohumlar neden altından daha pahalı” sorusuna cevap aradığınızda karşınıza endüstriyel tarımdan, sağlığa, yerli çiftçi ve geleneksel tohumlardan melez tohum araştırmalarına kadar birçok konu çıkıyor. Bizde Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu’na, Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği’ne, Ziraat Mühendisleri Odası’na, Türkiye Tohumculuk Endüstrisi Derneği’ne ve ilgili STK’lere konuyu sorduk. Kanunda yerini inceledik ve farklı cevaplar aldık. İşte ilk bölüm…    

ŞULE YILDIRIM

Geçen günlerde haber ajanslarına bir haber düştü. Haber, piyasa değeri 700 TL olan ve altından daha pahalı bir paket biber tohumunun Antalya’da bir düğünde damada takı olarak takılmasını konu ediyordu. Biz de bu vesileyle “Altından daha pahalı olan sebze tohumlarının neden bu kadar pahalı olduğu” bilgisini sorguladık. Haberde bu pahalılığın cevabı, “Araştırma ve geliştirme, yani AR-GE maliyetlerinin yüksek olması” şeklinde özetleniyordu. 

Ancak, yıllardır Türkiye’nin gündemini işgal eden, bazı kaynaklara göre yerli üreticinin ve geleneksel tohumların gelişmesinin önünü tıkayan bu mekanizma o kadar da basit değildi. Konunun yerli tohum, hibrit tohum, dünya pazarı, tohumun markalaşması, endüstriyel tarım ve bilge köylü tarımcılığı gibi alanlara bakan farklı yanları vardı. Örneğin tohumda “fikri mülkiyet hakkı” uygulamaya sokulursa, Anadolu’da çiftçilerin tohum takası şeklinde paylaştıkları her çeşit yerli tohumun “marka” hakkı satın alınabilecek bir metaya dönüşeceği ifade ediliyordu. Böylece her çeşit “yerli ve geleneksel tohum” dünyaca ünlü şirketlerin tekeline bir çırpıda girebilecekti.

Tohum sanayicileri ise konuya “biyolojik çeşitliliğin mülk haline getirilmesi” açısından değil, pazarın büyüklüğü açısından bakıyordu: “Tohumculuk fikri mülkiyet hakları” hayata geçirilirse Türkiye dünyada en önemli tohum pazarlarından biri haline gelecekti. Onlara göre en önemli sorun ise “Türkiye’nin daha fazla genetik materyal üretecek alt yapıyı ya da uygun ortamı oluşturamamasıydı”. “Genetik anlamda ise hala dış genetik kaynaklara bağımlı göründüğümüz” dile getiriliyordu. İşte farklı görüşler ve pahalı tohumların sırrı…


Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu:“Hibrit tohum tekeli var”

Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu Başkanı Abdullah Aysu, “Sözünü ettiğiniz pahalı tohumlar hibrit tohumlardır” diyerek giriyor söze. Hibrit tohumlar, doğada kendine döllenen/üreyebilen iki güçlü cinsin bir araya getirilmesiyle oluşan melez tohumlar. Bu tohumlardan bir sefer ekilip ürün alınabiliyor fakat sonrasında verimleri düşük oluyor. Bu nedenle hibrit tohum her yıl şirketlerden satın alınmak zorunda.

Hibrit tohumun bol kimyasal ilaç, kimyasal gübre ve su kullanımı gerektirdiğini de belirten Aysu, bu türe bağımlılığı endüstriyel üretim tarzına bağlıyor. Devlet politikası olarak desteklenen hibritlerin, az sayıdaki şirket tarafından üretilmesi nedeniyle fiyatın yine onların isteğine göre belirlendiğini söylüyor: “Tarıma veriliyor denilen destekler aslında bu tohum şirketlerine verilmektedir.” Aysu’ya göre, sebze tohumlarında yaklaşık yüzde 80 dışa bağımlıyız. Tohum bankamız açık, ancak çiftçimiz yararlanamıyor. Ancak Türkiye, “Merkezi Newyork’ta olan, Dünya Bankası, uluslararası tohum şirketleri ile bazı vakıfların güdümünde olan CGIAR -Uluslararası Tarımsal Araştırmalar Merkezi’ne üyeliğinden dolayı CGIAR’ın denetimine de açık.”

‘Endüstriyel tarıma karşı bilge köylü tarımcılğını öneriyoruz’ 

Abdullah Aysu, endüstriyel tarımın karşısına “bilge köylü tarımcılığı” kavramını yerleştiriyor. Doğayla dost, toprağı ve suyu kirletmeyen bu üretim tarzında, “Ürettiğiniz üründen tohumunuzu ayırabiliyor, hayvan gübresi, kompost veya münavebede baklagiller ekerek kimyasal olmayan gübreler kullanabiliyor, kimyasal ilaç yerine ev yapımı doğal ilaçlar yaparak sağlıklı ve besin bakımından zengin ürünler elde edebiliyorsunuz.” Aksi halde kendi ürettiği ürününden tohumunu ayırabilen çiftçi, ayıramayan “tarla bekçisi” konumuna düşüyor. Aysu,“Dolayısıyla hibrit ve GDO’lu tohum kullananlara çiftçi denmemektedir. Bu tanıma göre çiftçilerin bu piyasada yaşam sürelerini lütfen siz belirleyin” diyor. “Biz çiftçiler olarak geleceği ekiyoruz ve çeşitlilik biçiyoruz” diyen Aysu, şu açıklamaları yapıyor: “Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu olarak öncelikle bilge köylü tarımcılığına dönmek için mücadele veriyoruz. Bildiğiniz gibi sendikalar hak mücadelesi veren örgütlerdir. Kendi ürününden tohumunu ayırma hakkı mücadelesi mücadelemizin öncelikleri arasındadır. ‘Ekme biçme hakkı’ mücadelesi sendikamızın temel mücadelesidir. Yerel tohum, yerel üretim ve yerel pazar konfederasyonumuzun temel politikalarındandır. Ayrıca yerel tohumları toprakta koruma amaçlı bir tohum ağı çalışmamız da mevcuttur. Çünkü biz çiftçiler, geleceği ekiyoruz, çeşitlilik biçiyoruz.”

Yarın: TSÜAB ve TÜRKTED ne diyor?

ürünler ürünler ürünler ürünler
maviweb