Bizi Takip Edin
instagram
google
youtube
twitter
facebook
Bir yılda yaşamaktan bezdirdi
ÜRÜN ADI
Bir yılda yaşamaktan bezdirdi
ÜRÜN KODU
MARKA
FİYAT

Ürün Açıklaması

ÖZER AKDEMİR

Geçen Temmuz ayında açılışı yapılan Manisa’nın Kula ilçesi Sandal beldesi yakınlarındaki Süreko Atık Bertaraf Tesisleri, kısa bir zamandır çalışmasına rağmen yaşamı çekilmez hale getirdi. Sandal ve Gökçeören beldelerinde tesisin kapatılması için imza kampanyası başlatılırken en yoğun tepki tesise en yakın yerleşim birimi olan Esenyazı köyünde yaşanıyor.

Önceki gün Sandal Çevre ve Kültür Derneği (SANÇED) üyeleri imza kampanyası ile ilgili belde kahvesinde bir bilgilendirme toplantısı yaptı. Kampanyayı başlatan belediye meclis üyelerinin ve Saldallıların katıldığı toplantıda, dernek üyelerinden Recep Erkol, katı atık tesislerinin yaşam alanlarını yaşanmaz hale getirmeye başladığını belirtti. Dernek Başkanı Kamil Göker, toplanan imzaların bütün yetkililere iletileceğini belirtirken ilk kurulurken 600 kişiyi işe alacağı taahhüdünde bulunan fabrika da Sandal’dan sadece dokuz kişinin çalıştığını dile getirdi.

Sandallılar, fabrikanın yalanlarının yanı sıra, kötü kokusunun ve zehrinin de bir yıl içerisinde bölgeyi yaşanmaz hale getirdiğini söyledi. Fabrikanın yanı başından geçen dereye atık suların karıştığını öne süren Sandal ve Esenyazılılar, hayvanlarını sulamak için açtıkları dere kenarındaki kuyuların da bu nedenle fabrika tarafından kapatılmak istendiğini dile getirdi.

İkircikli konuşmanın anlamı yok

Sandal beldesinde yapılan toplantıda konuşan Belediye Meclis üyesi Rıfat Acar, “Fabrikanın kalkmasından yana değiliz. Biz zehirli madde gömülmesin istiyoruz” dedi. Esenyazı köyünde hayvanların düşük yaptığını iddia eden Acar, “Yarın bizim hanımlarımızda sakat doğum yaparlarsa diye endişe ediyoruz. Bunun için zehirli maddenin kalkmasını, gömülmemesini istiyoruz. Zehirli madde yakılacaksa, gömülecekse kalksın o fabrika oradan. Bizim geleceğimizi karattıktan sonra hiçbir şeyin kıymeti yok yani. Bu havayı hepimiz soluyacağız” diye konuştu. Fabrika kurulurken kendilerine anlattıkları şeylerin çoğunun yalan çıktığını öne süren Acar, “Burada 600 kişi çalıştıracaklardı. Hani nerede? Bizim buradan çalışan dokuz kişi. Yakın köydeki arkadaşlar tütün kıramaz hale gelmiş. Kokudan yaşanacak halimiz kalmadı diyorlar” dedi. Üç hafta önce fabrikada basına ve milletvekillerine yemek verildiğini söyleyen Acar, kendilerinin de gittiği yemekte fabrikanın temiz tarafını gösterdiklerini, istemelerine rağmen atıkların gömüldüğü yere ise götürülmediklerini anlattı.

Ahmet Girgin adlı vatandaş da “Fabrikaya değil zehirli atığa karşıyız” derken, Mustafa Erkan adlı ilçe sakini ise bu sözlere tepki göstererek, “Bunun temizi olur mu kardeşim? Bu tekstil fabrikası mı? Bu fabrikanın kökten kapanması lazım” dedi.
Madene en yakın köy olan Esenyazılılar en büyük zararın kendilerinde olduğunu söylüyor. Kadınlar başta olmak üzere tüm köylüler, köylerini yaşanmaz hale getirdiğini, ürünlerini kuruttuğunu, hayvanlarının düşük yapmasına neden olduğunu söyledikleri fabrikaya karşı her türlü eylemi yapmaya hazır olduklarını belirtti.

‘Dışarıya çıkamadık’

Sadal ve Esenyazılıların atık fabrikası ile ilgili görüşleri de şöyle:

İzzet Aras (Esenyazı Köyü): Buraya Bülent Arınç geldi ama fabrikanın güzel taraflarını gösterdiler.  Bu fabrikanın adamları sahtekar. Biz Sandal’a gittik, düğün salonunda seyrettik. Almanya’nın Hamburg kentinde bir yeri gösterdiler. Bu zehir depolarını göstermediler ki. Arınç geldi, balonları şişirdiler. Güllük gülistanlık halini gördü fabrikanın. Geçenlerde atık yüklü arabanın birinden köyün içine üç-beş kilogram kadar bir pislik döküldü. Üç gün millet kapıyı pencereyi kapattı, kahveye dahi çıkan olmadı. Benim bir memur oğlum vardı. Tesadüfen buradaydı, “Baba ben bir daha bu köye gelmem. Burada yaşamak sakıncalı” dedi. “Oğlum siz gideceksiniz ama ben ne yapacağım burada, ben nereye gidiyim” dedim.

Adile Zeybek:  (Esenyazı Köyü): Ne tarlamız kaldı, ne domatesimiz kaldı. Hepsi kurudu. Üzümler böyle olur mu?

Havva Kılınç (Esenyazı Köyü): Sağlığımız bozuldu. Hangi doktora gitsek, havadan, pislikten oluyor diyor. Ben nereye göçeceğim. Evim yok barkım yok, 10 dönüm bağım var, hepsi böyle kurudu.

Halise Çimen (Esenyazı Köyü): Biz İzmir’den her yaz tatilinde buraya doğal ürünler yemeye gezmeye geliyoruz. Ben bu sene buraya geldim, babaannem karpuzu satın alıyor, elmayı satın alıyor. Temiz hava almaya geliyoruz buraya benim çocuğum hastalandı. Birilerinin cebine üç beş kuruş girecek diye, gelecek nesli zehirletmeye kimsenin hakkı yok.

Ramazan Karabaş (Esenyazı Köyü): Geçen sene bu 130 koyunun hepsi düşük yaptı. Bundan mı başka şeyden mi bilemiyorum. Tahlile götürdük hayvanları İzmir’e, koyunda hastalık da çıkmadı. Kokudan falan olabilir dediler.

Ömer Nergiz (Esenyazı Köyü): 12 tane kuzum öldü bu sene.

‘Bize yaşam yok mu?’

Ahmet Girgin (Sandal Beldesi): Zehirli atıkların gömülecekse fabrikaya karşıyız. Bu fabrikanın yararı yok bize. Yedi-sekiz kişi çalışıyor burada. Onlar da başka yerde çalışır. Kimse aç kalmıyor burada.

Hatice Özmen (Esenyazı Köyü):Mahsulümüz olmuyor. Şu üzüme bir bak. Kokudan buraya gelemiyoruz hayır mübarek günde. Kokudan duramıyoruz. Hepimiz burada yaylada yaşıyoruz. Alaşehirden üzüm, Ödemişten karpuz yiyoruz. Çoluk çocuk hepsi burada yaşayacak. Kokudan duramıyoruz, nasıl yaşayacağız.

Fadime Keskin (Esenyazı Köyü): Her şeyler kuruyor. Üzümlerimiz olmuyor. İstemiyoruz, bunların hiçbir şeyini istemiyoruz. Domates, üzüm, bostanımız, armutlarımız hiçbir şeyimiz olmuyor. Kokudan biz de hasta oluyoruz. Pislik sinek. Her yaka pislik oluyor. Üç yıl oldu bu fabrika buraya geleli. İki senedir gömmüyorlardı. Bu yıl gömmeye başladılar. Varacağız taşlayacağız fabrikayı, ne yapacağız. Biz yaşamayacak mıyız?.

Aysen Araz (Esenyazı Köyü): Herkeste bir mide rahatsızlığı başladı. Bütün köyün yüzde 90’ı sağlığından şikayetçi. Bizim halkımız böyle değildi. Doğal yaşam istiyoruz. Sebzemiz oluyordu, üzümümüz oluyordu. Şimdi biz hepsini satın alıyoruz. Burada artık mahsulümüz olmuyor. Malların hepsi buzağılarını attı. Memurumuz, amirimiz herkes yaz tatiline geliyordu buraya. Şimdi kokudan durulmuyor. Gelen de kaçıyor. Fabrika köyümüze 3 kilometre mesafede. 300 erkek, 150 kadın işçi çalışacak dediler. Hani nerede. Köyden sadece 3 kişi çalışıyor. Zaten o işçilerde zehirlendi onlarda çıkacaklar, memnun değiller.

Rıfat Akyüz (Sandal Beldesi): O fabrika orada olduğu sürece mutlaka pisliği olacak. Buranın sularını tahlile gönderiyorlarmış ama tahlile giden suyu buradan değil, başka köylerden alıp gönderiyorlarmış.
Atık bertaraf tesislerinin kuruluşu ve açılışı sürecinde pek sesleri çıkmayan

Hatice Kılınç (Esenyazı Köyü): 60 senedir böyle bir şey görmediydik. İki senedir ürünlerimizi yiyemiyoruz yavrum. 70 yaşındayım böyle bir şey ilk defa görüyorum. Fabrika kurulalı böyle oldu.

Ramazan Keskin (Esenyazı Köyü): Dört ay çalıştım ben fabrikada, taşeron şirket elemanı olarak 30 lira yevmiye ile çalıştık. Atıkları gömmek için açtıkları çukura plastik örtü serdik. Oradaki plastik örtüde yırtık kaldı. Çok yere yama yapmadılar.

Mehmet Oğuz (Esenyazı Köyü): Esenyazı Köyü Asar Mahallesinde oturuyorum. Dibinde tarlam var fabrikanın, kokudan pislikten nohut yolamadım bu sene.

Mehmet Nergiz (Esenyazı Köyü): Gece saat 03.00′ten sonra buraya koku geliyor, kokudan durulmuyor. Benim 100 keçim var. Keçiler bile orada otlamıyor. Konudan rahatsız oluyor. Kuyularından su içilmiyor.

 

ürünler ürünler ürünler ürünler
maviweb