Bizi Takip Edin
instagram
google
youtube
twitter
facebook
Siyanürle maden çıkarmanın çevre ve insan sağlığına etkileri
ÜRÜN ADI
Siyanürle maden çıkarmanın çevre ve insan sağlığına etkileri
ÜRÜN KODU
MARKA
FİYAT

Ürün Açıklaması

HASAN GÖKVARDAR

Maden Mühendisi

Sodyumsiyanür (NaCN), madencilikte cevherden altın ve gümüş çıkarmak için kullanılmaktadır. Sodyumsiyanür, zehirli, zararlı bir kimyasal olup, 150-200 miligram kadar ( yaklaşık bir aspirin hapı büyüklüğünde ) saf sodyumsiyanür ağızdan alındığı zaman insanı öldürmektedir.

Zehirlenme, katı sodyumsiyanürün veya onu içeren eriyiklerinin yutulması, sodyum siyanür tozlarının solunması, ciltten nüfuz ile veya alkali olmayan su ya da asitlerle temasından ortaya çıkan hidrojensiyanür  ( HCN )  gazının solunması ile oluşur.

Kimyasal yöntemlerle altın-gümüş elde edilen işletmelerin çevrede yaşayanlara, insan ve çevre sağlığı açısından olumsuz etkileri vardır. Hidrojensiyanür gazı, akciğerlerden direk kan dolaşımına taşınacağı için, siyanürün kan dolaşımına en hızlı girme yolu solunum ile olur.

Siyanür eriyikleri ile direk temas gözleri tahriş eder. Siyanür gözlerden hızlı bir şekilde absorbe edileceği için eğer yeterli büyüklükteki miktarlarda absorbe edilirse solunum yolu ile alındığı zamankine benzer belirtiler ortaya çıkabilir. Hidrojensiyanür buharı, retinaya ve göz sinirlerine hasar vererek görme bozukluklarına neden olabilir.

Siyanür eriyikleri cildi tahriş edicidir. Siyanür, korunmayan cilt yolu ile süratle vücuda absorbe edilebilir.

Eğer siyanür ağızdan alındı ise mide zarı yolu ile çok büyük bir hızla absorbe edilecektir. Mide asitleri siyanürü bileşenlerine ayıracak ve hidrojensiyanür gazı ortaya çıkaracaktır ki; bu da teneffüs edilecektir. Aspirin büyüklüğündeki katı siyanür ağızdan alındığında ölümcül olur.

Siyanür iyonu vücutta önemli kimyasal reaksiyonlara karışır. Siyanürün en ciddi etkilerinden biri, vücut hücrelerinin oksijen kullanmasına yardımcı olan bazı kimyasalların ( enzimlerin ) aktivitelerini engellemesidir. Netice olarak, hücre oksijen kullanamaz, fenalaşmaya başlar ve ölür. Bu tamamen boğulma ile aynı sonuçları ortaya çıkarır. Bu durum havasız veya oksijensiz kalmakla aynıdır. Şiddetli siyanür zehirlenmesinin belirtileri, bulantı ve kusma, nefes nefese kalma, şuur kaybı, çökme, nabız zayıflaması gibidir.

Siyanür ile ağır metal zehirlemelerinin canlılar ya da çevre üzerindeki etkileri, çok kapsamlı araç ve gereçleri bulunan, teknolojik donanımlı labaratuvarlarda, gerekli kimyasal kitler kullanılarak bulunmaktadır. Bu tip laboratuvarlar madenlerin çalşıltığı bölgeleri bırakın, ülkemizde, büyük şehirlerde bile mevcut değildir. Büyük şehirlerde bazı Üniversite laboratuvarlarında gerekli kitlerin sağlanması durumunda yapılabilmektedir.

Maden atıkları, “Tehlikeli, Zehirli Atıklar”  olduğundan, bunlarını içindeki toplam siyanürün, ağır metallerin (Özellikle, arsen, civa ve antimonun) periyodik olarak ölçülmesi,“Tehlikeli Atıkların Kontrolü ve Denetlenmesi Yönetmelikleri”ne göre karşılaştırılıp, yorumlanması gerekmektedir.

Siyanür ile öğütülmüş cevherin karıştırılması, serbestleşme tane boyuna indirilen ağır metallerin zararsız konumundan, zararlı/aktif duruma geçmesini, atık havuzunda birikmesini sağlar. Atıkların, katı tanecikleri içeren çamurlu kısımlarının, siyanür ve ağır metallerden arıtılma teknolojileri yoktur.

“Arıtma” denen işlemde, önce siyanür bileşiği halinde sulu karışımda bulunan ağır metaller, siyanür bozunduğu zaman serbest kalıp, hidrolize uğrayarak karışımın tabanına, çamur kısmına çöker. Bu işlemler sırasında kullanılan kimyasallar (hipoklorit) atık çamurunu iyice çözer, atıkları çevre ve insan sağlığına daha zararlı konuma getirir.

Atık depoları, içinde depoladıkları zehirli kimyasallardan, atmosfere karışan HCN gazından dolayı yaşam birimlerinden çok uzakta olmalı, deprem bölgelerinde ve yeraltı su kaynaklarının üzerine kesinlikle yapılmamalıdır.

Arsenin akut etkisi, aşırı miktarda alındığında öldürücü olması (arsenik fare zehiri olarak da biliniyor). Kronik etkileri ise şöyle: Cilt kanseri, duyu bozukluğu, refleks kaybı ve depresyon, kansızlık, kalp yetmezliği, kan kanseri, lenf sistemi kanseri, karaciğer tümörü (anjiosarkom), doğuştan sakatlıklar, gelişmesini tamamlamadan doğan bebekler, akciğer kanseri, böbrek yetmezliği, üremi sonucu ölüm, akıl hastalıkları.

Arsen ve civanın canlılar üzerinde oluşturduğu hastalık, Japonya’da ilk bulunduğunda, “Minemata” hastalığı olarak bilinir. Minemata körfezi Japonya’da tehlikeli atıkların salıverildiği körfezin adıdır. Aynı hastalık Endenozya’da, Filipinler’de, Gana’da, altın aadenlerinin tehlikeli atıklarının denize dejarjının yapıldığı bölgelerde de görülmüştür. Hastalık deniz ürünlerinden de canlılara, insanlara geçmektedir.

Kısaca; siyanür kullanımı ile kimyasal metotlarla cevherden altın eldesi, çevre ve insan sağlığına olası risklerden dolayı, gelişmiş ülkelerde tercih edilmemekte, siyanürleme yöntemleri az gelişmiş veya kalkınmakta olan ülkelerde çok uluslu firmalar tarafından sürdürülmektedir.

Gana, Endenozya, Filipinler, Bolivya, Şili, Etiyopya, Zambiya, Sudan, Brezilya, ………. Ülkesinde altın cevheri olan, yıllarca çokuluslu şirketlerce altın üretilen, bir türlü zengin olamayan ülkeler.

Ülkemizde Bergama-Ovacık, Eşme-Uşak gibi altın işletme yakınlarındaki devlet hastanelerinde siyanür kazalarına karşı acil eylem planı, siyanür zehirlenmelerine karşı gerekli ilaçlar ve uzman doktor yoktur.

Kazdağları, Kozak gibi dünya literatürüne geçmiş, mitolojik ile mistik özelliği olan bölgelerde altın madenciliği, doğa ve canlı yaşamına olumsuz etkiler yapacağı gibi, yörenin tarım, zeytin, çamfıstığı, turizm gibi gelirlerinin de azalmasına, yok olmasına sebep olacaktır.

Kimyasal yollarla altın-gümüş elde eden çokuluslu işletmeler, bulundukları bölge ile çevresini, çevre ve insan sağlığını olumsuz etkilemekte, her zaman olası riskler içerdiğinden halkın yaşam hakkını elinden almaktadır.

ürünler ürünler ürünler ürünler
maviweb