Bizi Takip Edin
instagram
google
youtube
twitter
facebook
Emanetleri Anadolu kadar büyük…/ Yazı Dizisi 3
ÜRÜN ADI
Emanetleri Anadolu kadar büyük…/ Yazı Dizisi 3
ÜRÜN KODU
MARKA
FİYAT

Ürün Açıklaması

Tracy Lord Şen ile Arif Şen, “Emanetçiler Derneğini yerli tohumları yeşertmek ve çiftçinin bereketli Anadolu toprağında geleneksel tohumlarından kopmamasını sağlamak için kurdu. Bu oluşuma bir tohumu gönülden sevip ekerek dahil olabilirsiniz.

ŞULE YILDIRIM

Tracy Lord Şen, aslen Amerikalı ve kıyaslamalı edebiyat eğitimi almış bir edebiyatçı. Boğaziçi Üniversitesi’nde doktora öğrencilerinin tez hazırlıklarında  rehberlik yapıyor. Onun doğaya olan sevgisi ise koyu çevreci ailesinden geliyor. Bir GDO’ya Hayır Platformu etkinliğinde tanıştığı eşi Arif Şen’le evlenince, çiftin içlerinde bastıramadığı tabiat sevgisi yeşerecek bir alan bulmuş.

Şehirde yaşamanın kendilerine etik ve estetik açıdan dokunduğunu söyleyen Lord, “İstanbul’da yaşamayı bir kimyasal ve gürültü çorbası içinde olmaya” benzetiyor. Sonrasında Balıkesir’in Havran ilçesine yerleşiyorlar. Şen ailesi, şimdiye kadar 50′den fazla köyü gezerek yerli ve geleneksel tohumların Türkiye’de yaşatılması için çabalamış. 2007 yılında “Emanetçiler” adını verdikleri oluşumla üye aidat vb. kaygılar gütmeksizin tamamen Türkiye’nin yerli tohumlarını korumak ve sürekliliğini sağlamak için yerelde mücadele ettiklerini söyleyen Tracy Lord, “Emanetçilik sadece Türkçe’de rastladığım özel bir ifade. Yaptığımız işe de oturdu.  Sadece bir fikir yaymak; bu yerli tohumlar elden ele geçsin, dolaşım halinde olsun ve bir el onu sevgiyle, heyecanla toprağa diksin istiyoruz” diyor.

Bu amaçla özellikle eşinin şimdiye kadar Türkiye’nin kuzey ile batı kıyı bölgelerini, geleneksel köy çeşitleriyle uğraşan veya ilgilenip aktif katkı koymak isteyen kişi ve kurumları ziyaret etiğini söylüyor. Kabul edenler için kendileri hazırlanan katılım belgesiyle birer “Tohum Ambarı” oluyor. Dernek ise  “Tohum Ambarlarıarasındaki koordinasyon, bitki tanımı ve takibi için destek sunuyor. Çünkü köy çeşitlerinin “yaşam”durumunun ortaklaşa tespiti, takibi ve paylaşımı önemli.

30 Tohum Ambarı kazandırdılar

“Tohum Ambarları” ismiyse, bazı köylerde tohum saklanması için yapılmış küçük ahşap ambarlardan ilham alınarak konmuş. Köylünün yıllık tohumluk ve yiyecek amaçlı bazı tarım ürünleri bu ambarlarda saklanıyor. Şimdiye kadar Datça’dan Çorlu’ya, Çanakkale’den Kars’a, buradan Erzincan’a kadar 30 civarında “Tohum Ambarı katılım belgesini kabul etmişler. Bunlar içinde aile, birey, dernek, belediye, çiftçi, hobist, permakültür, ekolojik ve organik çiftçilikle uğraşanlar da var.

Tracy Lord, “Hayalimiz bu ambarların her bölgeye yayılması. Yeterli ki tohumlar konusunda bir evet denilsin, herkes aktif olarak ilgilensin. Katılım belgesinin arkasında tohumların korunması için prensiplerimiz yazıyor, bunlar önerilerimizdir. Aslında bitkileri yaşatmak çok geniş bir uğraş alanı. Bunun içinde hukuku takip etmekten tutun köy gezilerine, mutfak-sofra partilerine varıncaya dek yapılacak çok iş var. Herkesin imkanı ve merakı oranında bir ucundan tutması yeterlidir” diyor. Peki emanetçiler neden bu geleneksel Türkiye tohumlarının derdine düşmüş? Soruyoruz.

Tohumun genini daralt ve kendine mülk yap

Tarımsal bitki üzerinde iki temel patent sisteminden bahsediyor Tracy Lord Şen. Bunlardan birincisi daha 1920′lerde ABD’de hibritler dahil modern tohum ıslah çalışmalarının ivme kazandığında oluşturulan patent sistemi. Diğeri de 2. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’da ortaya çıkan “UPOV” sistemi, yani tarımsal bitki üzerinde fikri mülkiyet hakkı.

Tracuy Lord, “Siz bir bitkiyi ıslah ettiğiniz takdirde bitki belirli kriterlere göre tarif edilerek fikri mülkiyet hakkına dahil oluyor. Siz de onun üzerinden telif hakkı kazanıyorsunuz” diyor.  Bir tohumun fikri mülkiyet hakkına girebilmesi için “FYD” özelliklerinde yani “farklı, yeknesak ve durulmuş” olması gerekiyor. Tracy Lord bunu,“5553 sayılı Tohum Ticaretine Dair Yasa ve bundan birkaç yıl önce yürürlüğe geçen 5042 sayılı Islahçı Hakları Konulu Yasa ‘UPOV’ sistemine uygun yasalardır.  Dikkat çekici olan, köydeki geniş yalpazeli genetik yapıya sahip tohum çeşidinin genetik özelliklerinin daraltılarak standartlaştırılması ve böylece fikri mülkiyet hak sisteminin içine sokulmasıdır. Çünkü tescilli bitki listesine girdikten sonra kimin eline geçerse geçsin o bir mülktür. Satın alınabilir. Sektör küçük-büyük, yerli-yabancı firmalarla büyüme mecrasında. Buna itiraz etmek bile zaman ve enerji kaybı; zaten bunun daimi faktörü var o da kentli yaşam ve ucuz tarım ürünü beklentileri. Önemli olan geri kalmış olan zengin bitki genetik materyalinin korunması, yaşatılmasıdır. Endüstri de bunun gerekli olduğunu biliyor. Gen, bizim kainatta tek kendi kendine yeniden üremeyi bilen olgudur. Bir mucizedir. Fakat bir kez kendini tekrarlama yolu kesildiğinde, o geni üreme sürecinden uzaklaştırdınız mı ölür ve dünyanın tüm bilim adamları ve en ileri teknolojilerin bile bunu bir daha hayata getirmeleri mümkün değil” diyor.

Tohumları, sürekli uyum sağlaması için gerekli olan FYD’ye uygun olarak ıslah etmenin ticaret amaçlı olduğunu dile getiren Lord, öte yandan “Sertifikasız tohum satmanın bu yıldan itibaren yasaklanacağını bu nedenle küçük yerlerde çiftçilerin sattıkları tohumların sirkülasyonda kalması için takas gibi az sayıda yoldan satışlarda sıkışıklık yaşanabileceğini” vurguluyor. Amerika’da 70-80’lere kadar yüzlerce tohum firmasının olduğunu anlatarak bu sistemin tekelleşmeye götürdüğünü, “Şimdi sayıları küçük bir fraksyon. Dev dev şirketler var. Biz Türkiye’ye kendi ‘falanca sebze tohumumuzu kazandırdık’ diyorlar mesela. Kazandırdık dedikleri tohum genetik materyalden bir mülk haline getirmedir. Yani, üzerinde çalışılan materyal dünyanın her yerinden gelebilir. Bir bütün olarak dünyada bu gidişat var” diyor.

Hibrit tohumlar yüksek dozda azot ve ilaca alıştırılıyor

Tracy Lord, hibritlerin de laboratuvar ortamında saflaştırıldığını ise şöyle anlatıyor: “Laboratuvarlarda, daralmış saf hatlar denilen, aranan özellikleri dışında diğer özelliklerinden arındırılmış bitkiler geliştiriliyor. İlginç bir şekilde hibrit  tohum müthiş verimli oluyor. Laboratuvar ortamında yüksek dozda azota, diğer temel besinlere ve ilaca alıştırılıyor. Bu ‘paket’ dramatik verimli sonuçlar verdi. Dünya da bu verime alışmıştır. Ancak, petrol bazlı girdiler bu sistemde yoğun olarak kullanılmazsa o tohum istenilen performansı gösteremiyor.  Saflaştırılmış bir tohum en azından tekrar ekilebilse de hibrit tohumlar tekrar ektiğinizde verim vermeyebiliyor. Çoğu yerel çeşitler hibritlere göre tat, besin değerleri ve yetiştirme şartlarının ‘ayak izi’ olarak daha kaliteli olarak değerlendirilse de yerel pazara uygunluk göstermektedir.”

Acı bir gerçeği ise şu cümlesiyle aktarıyor: “Biz şehre akın akın geldiğimiz için bir market rafında ince kabuklu pembe domates görmeyi gözden çıkarttık.”

Üreticimizdeki aşağılık kompleksi 

Tracy Lord Şen, Anadolu’daki çiftçilere yönelik hem de literatüre  ilginç bir tespiti aktarıyor. Ona göre, Türkiye’de dünyanın  hiçbir yerinde olmadığı kadar modernite sevdası var. Bu dünya görüşüne göre, “‘Köylü bir anlamda geri kalmış, köylülük, bir yanıyla çağdışı” şeklinde tercüme ediliyor.  Lord, “Bu köylü için depresif bir durum. Bu tarz ifadeleri köylünün ağzından her an duyabilirsiniz. Tüylerim diken diken oluyor. Oysa ister bilgi, tecrübe ve tohumlar anlamında geleneksel hazine bu insanların elinde yeşerecek” diye konuşuyor.

 

ürünler ürünler ürünler ürünler
maviweb