Bizi Takip Edin
instagram
google
youtube
twitter
facebook
Bir ‘cinayete teşebbüs’ ile karşı karşıyayız
ÜRÜN ADI
Bir ‘cinayete teşebbüs’ ile karşı karşıyayız
ÜRÜN KODU
MARKA
FİYAT

Ürün Açıklaması

TAHİR ÖNGÜR

Jeoloji Yüksek  Mühendisi

Kazdağları’nın kuzey yamaçlarında, Bayramiç’in doğusu, Evciler’in kuzeyi, Etili’nin güneyi ve Çan’ın güneybatısında yer alan Ağı Dağı ve çevresinde 10 yıllardır sürmekte olan altın arama çalışmaları belli bir aşamaya geldi.

Birçok kere el değiştiren bu proje, sonunda iki yıldır Kanada’da kurulu ve Toronto Borsası’nda kayıtlı olan Alamos Gold Inc. adlı şirketin elinde.

Şirketin kendi web sayfasında ve Toronto Borsası’na sunduğu rapor ve bildirimlerde verdiği bilgilere göre 2013 yılında üretime geçilmeye hazırlanılıyor.

Şirketin Türkiye dışında bir de Meksika’da altın işletmesi var. Kendi ülkesinde faaliyet göstermiyor ama, ülkemizde Ağı Dağı dışında yine bu yörede Kirazlı’da da geliştirmekte olduğu sahalar var.

Şimdi ÇED süreci başlatılmış olan Ağı Dağı ruhsatlarında birçok yatak bulunmuş. Şimdilik masaya getirilen yalnızca Babadağ ve Delidağ yatakları. Burada ayrıca, en ileri gideni Çamyurt olmak üzere Tavşan, Ayıtepe, Ihlamur ve Yangın Kulesi sahalarının araştırmaları da sürüyor ve zaman içinde bunların da hepsi ya da çoğu işletme konusu olacak ve yavaş yavaş bugünkü dosyaya eklenecek.

Şimdilik bize küçük bir proje gösterilip bunun yıkımlarına alıştırılmaya, kanıksatılmaya çalışılıyoruz.

Babadağı ve Delidağı yataklarında birer açık maden ocağı açılacak; bunlardan çıkarılan cevher kırılıp Babadağı Ocağı yakınındaki işleme tesisine taşınacak, burada ufalanıp yakındaki yığın liçi alanına serilip siyanürlü sularla yıkanacak, bu sular başka kimyasallar, aktif kömürle işlenip ham altın çıkartılacak ve Avrupa’daki rafinerilere götürülecek, orada temizlenip borsalarda satılacak. Bu iş en çok sekiz yıl sürecek . Buradan giden altın, gümüş ve başka bazı nadir (ve çok değerli) metallerin tamamı 40 tonu bulmayacak.

Geride, içinde cevher var diye 68,5 hektar (yaklaşık 700 dönüm, 0,7 km2) yer kaplayacak olan iki büyük ocaktan kazılıp çıkarılan, ufalanıp işleme tesisine taşınan, orada öğütülüp siyanürlü sularla yıkanan ve 91 hektar (910 dönüm, 1 km2’ye yakın) yere yayılıp 100 m yüksekliğe varacak kadar biriktirilen bir liç (sızdırarak yıkama) yığını kalacak. Bu amaçla 67 milyon ton kaya işlenecek ve yalnızca 40 ton katı madde yurtdışına gidecek, katılan kimyasallarla birlikte yer altından çıkarılandan fazlası, kirletilmiş olarak Söğütalan köyünün yukarısında bize bırakılacak.

Doğaya ve yaşam alanımıza olan müdahale bununla sınırlı kalmayacak. O, “içinde altın var” diye kazılıp çıkarılacak 67 milyon ton kayaya erişebilmek için, bir 58,5 milyon ton kaya daha kazılacak ama “bunlar ekonomik değil” diye ocakların yakınına, ekonomik olmayan kaya (EOK) depolama alanlarına, eski deyişle“pasa yığınları”na biriktirilecek ve orada bırakılacak.

Yani, Toronto Borsası’nda Alamos Gold paylarına para yatıranlar, 350 dolara mal edilip bugünlerde 1800 dolara satılacak olan altından edilen kârdan para kazansın diye, Ağı Dağı’nda şimdilik 125 milyon ton kaya kazılacak; yarısı parçalanıp havanın oksijeni, yağmurun suyuyla çevreye asitli ve kanser yapıcı ağır metallerle yüklü sular (AKD) salacak şekilde hemen orada depolanıp bırakılacak. Yarısı Söğütalan’ın tepelerine taşınıp öğütülüp siyanür ve başka kimyasallarla kirletilmiş bir durumda 90 hektar alanda 100 m yükseklikte bir yığın halinde bırakılacak, sonsuza kadar çevreye kirlilik yayacak. İşletme sırasında kullanılacak olan siyanürün yarıya yakını daha o dönemde gazlaşıp çevreye yayılacak, yayılan hidrojensiyanür (HCN) yavaş yavaş azot gazlarına, o da nitrikasite dönüşecek ve çevredeki kayalarda durgun bekleyen arseniği çözüp sulara, tozlara salacak.

EOK depolama sahalarından sızan sular asitli, ağır metallerle yüklü (AKD) olacak, yakın köylerden başlayıp bütün Kocaçay ve Menderes akarsu havzalarına, bu arada Çanakkale çiftçisinin can damarı olan sulama barajlarına kirlilik taşıyacak; işletme sırasında Ağı Dağı’nın bütün ağaçları, 1744 hektar alandaki bütün ağaçlar kesilecek ve kim ne derse desin bir daha orada ağaç yetişemeyecek. İşletmeden çevreye yayılan tozlardan da kalan ağaçlar ve yakın köylerin tarımsal ürünleri zarar görecek. Ağı Dağı merkez olmak üzere geniş bir alanın yaban yaşamı göçe zorlanacak, yöreden her eksilen canlı türünün öteki hayvansal ve bitkisel yaşama olan katkıları eksildikçe kalanlar da ya yozlaşacak ya da göçecek.

Uşak Eşme’de olduğu gibi ilk kaçanlar arılar olacak, yaban ve meyve ağaçlarının döllenmesi aksayacak; daha sondajlar başladığında kirlenip kullanılamaz olan çevre köylerinin içme suyu kaynakları artık ölüm saçacak. Çevre köylerinin sulama suyu kaynaklarına Alamos Gold ortak olacak, şimdilik söylemeseler de yılda en az 3 milyon ton su tüketecekler ve bu su yöre çiftçisinin kullandığı sudan eksilecek…

Alamos Gold ve onun güzellemecisi Golder Associates’in sözüne bakarsanız ya bunu yapacaksınız ya da çok büyük getirilerden, kazançlardan olacaksınız. Onların söyleminde, “bu işletme açılmazsa biz 1 milyar 715 milyon dolar kârımızdan oluruz” denmiyor. Bunun yerine, “Türkiye dışarıdan yılda şu kadar altın alıyor, bu işletme bunun bir bölümünü sağlar” diyorlar. Üstelik ülkemiz yılda 200 ton altın dışalımı yaparken, onlar kendi üreteceği metal, dışalımın daha büyük payı olarak görünsün diye dünya ekonomik bunalımı döneminde yılda 50 tona düşen dışalım anılıyor. Alamos Gold’un sekiz yılda üreteceği altının toplamı bizim 2,5 aylık altın dışalımımız. Yani, yılda dışarıdan aldığımız altının yalnızca 40′ta biri, yılda yalnızca 9 günlük dışalımımız kadar altın üretecekler ve buna tamah etmemizi istiyorlar.

Çalıştıracakları 350 kişi 10 yıl sonra kanserlerle boğuşacak

Üstelik, bizim toprağımızın altından çıkarılacak altın yurtdışına götürülüp yine bizim kuyumcularımıza dünya altın borsası fiyatlarından satılmayacak mı? Satılacak. Burada rafine edilse bile bizim kuyumcularımız altının onsunu maliyet fiyatı olan 350 dolardan değil, bugünkü gibi borsa fiyatı olan 1800 dolardan almayacak mı? Alacak. Çıkarıp satan, kazancını burada mı harcayacak, burada yeni yatırımlar mı yapacak? Hayır. Devletimize çok mu vergi verecek? Hayır. Burada kurulu olan Kuzey Biga Madencilik AŞ ham altını ana şirketi olan Alamos Gold Inc’e elbette düşük fiyattan satacak ve ya zarar gösterecek ya da çok az kâr gösterip çok az vergi verecek. Asıl vergiyi, Kanada Hükümeti toplayıp bize dua edecek.

Bu ülkeye yalnızca, derinlikleri 100 m’yi geçen ve 700 dönüm yeri kaplayan iki çukur, yüksekliği 100 m’ye ve kapladığı yer 900 dönüme ulaşacak olan siyanürlü atık yığınları, ormanları kesilmiş bir dağ, bunun yamaçlarında iki yerde çevreye asitli ve ağır metalli sular salacak olan toplam 800 dönüm yer kaplayacak olan EOK atık yığınları kalacak.

Bize bir faydası da sekiz yılda en çok 350 kişiyi çalıştıracak olmaları imiş. Bir de ihtiyaçlarını yöredeki marketlerden karşılayacaklarmış. Şimdi çalıştıracakları 350 genç ve güçlü insanın 10-15 yıl sonra hangi kanserlerle boğuşacak olacağı ve bakımları için ne kadar para harcanacağı, daha önemlisi onların ve yakınlarının ne acılar çekeceği ve o düşkünlükleriyle nasıl geçineceklerinden söz etmiyorlar.

Bu işletmenin ÇED süreci yeni başlatıldı

Şimdilik yalnızca Temmuz ayında hazırlanıp Bakanlığa verilen “ÇED Başvuru Dosyası” var bilgi olarak. Son derece üstünkörü hazırlanmış. Kapağı bile 1,5 yıl önce uluslar arası uzmanların Alamos Gold bu sahayı alırken ona bilgi sağlamak için hazırladıkları raporun kapağıyla aynı.

Henüz hiçbir araştırma bilgisi vermiyorlar (biraz yörede yaşayan bitki ve hayvanlarla ilgili genel bilgiler var). Yapılmış ve yapılacak çalışmaların sonuçlarını hazırlanacak ÇED Raporu’nda vereceklermiş.

Çevreye verilecek zararlar, su tüketimi, yayılacak zararlı toz, gaz ve suların nerelere yayılıp nerelere ne kadar erişeceği, asitli su oluşumunu nasıl önleyebilecekleri, yamaçlarda oluşturacakları zehirli yığınların kayıp kaymayacağı, heyelanlanıp heyelanlanmayacağı, yeraltısularını kirlenmeden nasıl koruyacakları, depreme karşı ne önlem alacakları, Ağı Dağı’nı nasıl eski durumuna getirecekleri, kazıp eleyecekleri kayalarda altın ve gümüşten başka nelerin bulunduğu, atıklarda nelerin olacağı, market sahiplerinin dışındaki yöre halkının eline ne kalacağı, ne kadar siyanür kullanacakları, yöredeki barajlara ne gideceği, daha bir dizi sorunun yanıtı henüz yok.

Bakanlık’tan gizlediklerini halka mı anlatacaklar?

Pekiyi, Salı günü Söğütalan Köyü’nde ne anlatacaklar? Henüz kendilerinin bile bilmediklerini ya da Başvuru Dosyası’na yazmayıp Bakanlık’tan bile gizlediklerini ilk kez halka mı anlatacaklar.

Bu Dosya’da olan bilgiler daha şimdiden kadük oldu. Yukarıda alıntılanıp teşhir edilen sayılar hep değişti. Çünkü Şirket, değerleri düşen hisse senetlerini yeniden değerlendirebilmek ve bunlara zaten yatırım yapmış olan kendi müşterileri paylarını satmasın diye daha geçen hafta, 16 Eylül günü borsaya gönderdiği bilgi ile rezerv değerlerini arttırdı bile. Dosyada, bu değerleri değiştirdi. Kesin ve muhtemel rezervini biraz azalttı ama buna tahmini bir rezerv ekleyip toplamı 1 milyon 373 bin 764 ons’tan 1 milyon 682 bin 649 ons altına yükseltti. Yarın ne olur, bilinmez.

Ama, öngörülen kazı miktarlarının, kimyasallarla işlenecek malzemenin, kullanılacak siyanürün, suların, enerjinin ve başka kimyasalların miktarlarının artacağı kesin.

Üstelik bunlar yalnızca Ağı Dağı’ndaki Baba ve Deli Dağ Ocaklarıyla ilgili. Ağı Dağı’ndaki Ihlamur, Ayıtepe, Tavşan, Yangın Kulesi ve hele hele Çamyurt yatakları da işletmeye girince bugün söylenenlerle kıyaslanamaz bir yıkım geliyor ama durun hepsi bu da değil. Şirket daha kendisinin ya da başkalarının Çan’ın kuzeyindeki Doğancılar, Etili’nin doğusundaki Tepeköy, Ağı Dağı ile Çanakkale arasında Kirazlı sahasındaki bir dizi, Ağı Dağı ile Kirazlı arasındaki Pirentepe ve Halilağa, Kirazlı ile Çanakkale arasındaki Bodurlar ve Dededağı, Ezine’nin kuzeyindeki Akbaba, Kartaldağ, TV Kulesi ile Karıncalı yataklarını da hedef gösteriyor. Kazdağları’nın, Biga Yarımadası’nın, Çanakkale’nin havasıyla, suyuyla, toprağı ile, tarımıyla, insan sağlığıyla, toplumsal huzuruyla ilgili fermanı hazır. Bunun ilk belgesi, ama hiçbir şey söylemeyip, “sonra söyleriz” diyen belgesi şimdi Bakanlık’ta ve Salı günü Söğütalan halkına bunun masalını anlatacaklar.

Herhalde bir de, böbürlene böbürlene, kendilerine hizmet eden bilim insanlarımızı anacaklar. ÇED Dosyasında yaptıkları gibi: :

ODTÜ Jeoloji Mühendisliği’nden    Prof. Dr. Vedat Toprak

Doç. Dr. Mehmet Lütfi Sözen

Doç. Dr. Bora Rojay

Prof. Dr. Hasan Yazıcıgil

Prof. Dr. Zeki Çamur

İYTE İnşaat Mühendisliği’nden       Doç. Dr. Alper Baba

ÇOMÜ Biyoloji’den                               Prof. Dr. Varol Tok

Prof. Dr. Ahmet Gönüz

Gazi Üni. Fen Fak. Biyoloji’den      Prof. Dr. Hayri Duman

Prof. Dr. Zeki Aytaç

Prof Dr. Abdullah Hasbenli

Hacettepe Üniv. Fen Fak. Biyoloji’den        Doç. Dr. Zafer Ayaş

O bilim insanlarımız, hiç zahmet edip bu projeye vermiş olduğu hizmetleri “bilimsel araştırma diye savunmasın. Hiç zahmet edip, “Söylediklerimiz bilimsel ve teknik gerçeklerin ötesine geçmiyor, biz projenin bütünü için bir tavır almadık” demesinler.

Alamos Gold ve Golder Associates’e omuz vermişler ve şimdi adlarının arkasına sığınılıyor.

Hocalar gelip Söğütalan, Bayramiç, Çan, Etili, Evciler, Çanakkale, Kazdağı halkına anlatsınlar verdikleri hizmet bu yöre halkına ve doğasına mı, kendilerine mi, yoksa Alamos Gold’un hisse senedi sahiplerine mi yarayacak? Ne yazık ki, yalnızca sonunculara yarayacak.

Anlatsınlar, üniversite öğretim üyelerinin yasal gelirleri geçinmelerine yetmeyecek denli az. Üniversiteler piyasanın, sermayenin, küresel kapitalizmin vereceklerine muhtaç. Onlar olmasa laboratuvarları kapanır, hiçbir araştırma yapamazlar. Söylesinler, Üniversiteler yeniden kamu kurumu olmadan, devlet desteği almadan yaşama dönemez, bağımsız bilimsel araştırma yapılamaz, gerçekler araştırılıp, gerçekler söylenemez.

Onlara bu yakışır

Bu ölümlü dünyada, bu kadarcık yürekli olunamazsa, bizlerden geriye ne kalacak?
Alamos Gold ve Golder Associates elemanlarının anlatmayacaklarını da Balıkesir Balya’da, Uşak Eşme’de, İzmir Bergama’da, Kütahya Gümüşköy’’de, Artvin Borçka’da, Erzincan Ilıç’ta yaşayan ve çok şey gören halk anlatabilir. Hele hele dünyanın değişik yörelerinde yaşayan, bir gün dünyanın başka bir yerlerinden gelen para babaları, iş makineleri ve kimyasallarla yaşamları alt üst olanların başlarına gelenler ne dersler taşıyor. Böylesi işletmelerden sinsi sinsi yayılan yıkım ve ölüm bir yana, kazalarla aniden ortaya çıkan yıkımlar bile olacakları bugünden bize gösteriyor. İspanya Sevilla’daki Los Fraies, Romanya’daki Baia Mare, Kırgızistan’daki Kumtor, Macaristan’daki, Bolivya’daki, Gana’daki, Tanzanya’daki, Şili’deki, Peru’daki, ABD’nin ortasındaki sayısız atık barajı ya da siyanür kazaları, artık Ağı Dağı’nın geleceğinde. Bunların hiçbirinde, buradaki liç alanlarının Söğütalan Köyü’nün tepesinde durduğu gibi tipik bir canavar yoktu.

Bir “cinayete teşebbüs” ile karşı karşıyayız.

Hem de “seri cinayet

 

ürünler ürünler ürünler ürünler
maviweb