Bizi Takip Edin
instagram
google
youtube
twitter
facebook
TEMA Vakfı, Akkuyu Nükleer Santralı’na dava açtı
ÜRÜN ADI
TEMA Vakfı, Akkuyu Nükleer Santralı’na dava açtı
ÜRÜN KODU
MARKA
FİYAT

Ürün Açıklaması

Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA), Mersin Akkuyu’da yapılması planlanan nükleer santralı engellemek ve yapımını durdurmak için dava açtı. Çevresel sorunların hiç yaşanmadan çözülmesi hedefiyle illere ait kesinleşmemiş Çevre Düzeni Planlarını yakın takibe alan TEMA Vakfı, Mersin Akkuyu’ya nükleer santral yapılması amacıyla, 1/100.000 ölçekli Mersin-Karaman Çevre Düzeni Planı’nda yapılan tadilata itiraz etti. İtiraz kabul edilmeyince de vakıf, santralın işlendiği Çevre Düzeni Planlarının kısmi iptali ve yürütmenin durdurulması talepleriyle dava açtı.

TEMA Vakfından yapılan yazılı açıklamada, nükleer enerjiyle ilgili tartışmaların Türkiye’de ve dünyada 10 yıllardır devam ettiğine dikkat çekilerek,  ”Üç Mil Adası (Three Mile Island) ve Çernobil gibi felaketler hâlâ hafızalarda iken 2000’li yıllardan itibaren nükleer enerji tartışmaları, “Nükleer Rönesans” söylemiyle yeniden başlatılmıştır” dendi. Nükleer enerji ile ilgili gelişmeleri “doğayı ve yaşamı savunmak” birincil ilkesini temel alarak izlediğini öne süren TEMA Vakfı, dava gerekçelerini şu dört başlık altında özetledi:

“Nükleer enerji doğaya ve yaşama düşman!

Nükleer santrallar, herhangi bir kaza yaşanmaması durumunda bile toprak varlıkları kaybı, soğutma sularının deniz, akarsu, göl habitatlarını olumsuz etkilemesi gibi çevresel tahribatlarla doğaya ve yaşama zarar verir.  Japonya Fukişima’da 11 Mart 2011’de başlayan ve hâlâ devam eden nükleer santral felaketinin “ne denli büyük bir tahribata neden olduğu” açıkça görüldü.

Nükleer enerji santralları daha yapım aşamasında neden oldukları yüksek karbon salım miktarlarıyla iklim değişikliğini hızlandırıcı rol oynamaktadır. Üstelik, nükleer atıkların “güvenli bir şekilde nasıl ve nerede depolanabileceği konusu bugünün teknolojisiyle bile çözülememiş son derece tehlikeli bir sorun” olarak varlığını devam ettirmektedir.

Gelişmiş ülkeler nükleer enerjiden vazgeçiyor

Nükleer gibi eski moda ve yenilenemez bir enerji kaynağı “geleceğin teknolojisi” olarak gösterilmeye çalışılıyor. Oysa nükleer enerjinin iddia edildiği gibi “ucuz ve güvenli olmadığı” , Japonya Fukişima’da yaşanan felaketle örtbas edilemeyecek şekilde ispatlandı. Almanya 2022, İsviçre ise 2034’e kadar ülkelerindeki tüm nükleer santralları kapatma kararı alırken İtalya halkı da referandumda “nükleere hayır!” dedi. Hatta dünyanın önemli nükleer santral üretici firmalarından biri çok yüksek ekonomik zararları da göze alarak bu alanı terk ettiğini açıkladı.

Mersin Akkuyu’ya nükleer santral yapılamaz

Nükleer santral yapılmak istenen Mersin Akkuyu, Aydıncık ve Ovacık kıyıları Önemli Doğa Alanları sınırları içindedir. Bu nedenle bölgedeki ekosistem son derece kırılgandır ve burada yaşayan birçok türün nesli tehlike altındadır. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) dahi nükleer santralların “nesli tehlikeye düşmüş, koruma altına alınmış veya önemli sayılan biyolojik türlerin varlığına herhangi bir risk anında zarar vermeyecek” bir bölgeye yapılması gerektiğini savunmaktadır.

 Nükleer santrallar iç hukukun denetiminden çıkarılmak isteniyor

Bakanlar Kurulu tarafından 27 Ağustos 2010 tarihinde onaylanan uluslararası sözleşme ile Akkuyu Nükleer Santralı iç hukukun denetiminden çıkarılmaktadır. Anayasa’nın 90. madde/son gereği ve en geniş (üçüncü kuşak haklar dahil) yorumu ile temel insan hak ve özgürlükleri ile ilgili hukuk, uygulanması gereken öncelikli hukuktur. Ayrıca Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetlere yönelik kısıtlamaların ancak kanunla ve Anayasa’nın özüne ve ruhuna aykırı olmadan yapılabileceği” hükme bağlanmaktadır. Yine Anayasa’nın 11. Maddesinde “Anayasanın üstünlüğü, 138/1. maddesinde de “Yargı kararlarının Anayasaya göre verileceği”  hükme bağlanmıştır. Bu nedenlerle, Akkuyu NGS Anlaşması gerek Anayasa’da yazılı, gerekse Türkiye’nin imzaladığı uluslararası anlaşmalarla kazanılmış temel hak ve özgürlüklere yönelik bir kısıtlama ve tecavüz oluşturmaktadır.”

Vakıf açıklamasında, Türkiye’nin altına imza koyduğu ama Akkuyu NGS için aykırı davrandığını iddia edilen uluslararası anlaşmalardan bazıları da şunlar:

  • 1979 tarihli Avrupa Yaban Hayatı ve Yaşam Ortamlarını Koruma Sözleşmesi,
  • 1994 tarihli Çölleşmeye Maruz Ülkelerde Çölleşmeyle Mücadele İçin BM Sözleşmesi,
  • 1992 tarihli Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi,
  • 1992 tarihli BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi,
  • 1976 tarihli Akdeniz’in Kirlenmeye Karşı Korunmasına ait Sözleşmesi…

‘TEMA Vakfı yaşama sahip çıkmaya devam edecek’

TEMA Vakfı açıklamasında ayrıca, “Tüm bu nedenlerle TEMA Vakfı, Mersin Akkuyu’da yapılmak istenen nükleer enerji santralı için Mersin-Karaman Çevre Düzeni Planı’nda işlenen değişikliğin kısmen iptali ve öncelikle yürütmenin durdurulması istemiyle dava açmıştır” dendi.

Açıklamada, ülkemizin enerji ihtiyacının artmakta olduğu tespiti ne kadar yerindeyse, bu ihtiyacın nükleer enerji santralları yoluyla karşılanmak istenmesi de o kadar hatalı bir politika olduğu öne sürülerek, şöyle dendi:“TEMA Vakfı olarak bu sorunun çözümünün ‘yenilenebilir enerji’ ve ‘enerji verimliliği’ olduğunu savunmaya devam etmekteyiz. Halihazırda ürettiğimiz enerjiyi verimli kullanmak, ulaşım, tarım, sanayi, benzeri politikalarımızı ‘enerji dostu’ hale getirmek ve yenilenebilir enerji yatırımlarını desteklemek bu anlamda atılması gereken ilk adımlardır.”

Vakıf açıklamasında ayrıca, Türkiye’nin daha güzel yarınlar görmek için nükleer enerjiye değil, doğayla dost ve sürdürülebilirliği merkeze alan politikaların üretilmesine ihtiyacı olduğuna dikkat çekilerek, “TEMA Vakfı, Türkiye’nin doğal varlıklarını, toprağını, suyunu, yaşamı korumak için bu yolda halktan aldığı güç ve destekle çalışmaya devam edecektir” dendi.

ürünler ürünler ürünler ürünler
maviweb