Bizi Takip Edin
instagram
google
youtube
twitter
facebook
‘Hayat altına kurban edilemez’
ÜRÜN ADI
‘Hayat altına kurban edilemez’
ÜRÜN KODU
MARKA
FİYAT

Ürün Açıklaması

Çanakkale’de geçen Cumartesi günü Cumhuriyet Meydanı’nda buluşan çevreciler, bir kez daha Kazdağları’nda maden arama çalışmalarını protesto etti. Ayvacık ilçesine bağlı Küçükkuyu beldesinde düzenlenen mitingde, Kazdağları’nda altın arama çalışmalarına tepki gösterilirken, Bayramiç ilçesinde “Kazdağları’na sahip çıkalım”  sloganıyla düzenlenen basın açıklamasının yapılamaması ise üzüntü yarattı. Maden arama çalışmalarının durmasını isteyen çevreciler, çeşitli sloganlar atarak çevre katliamının yaşandığı Kazdağları’na sahip çıktı. Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan’ın da katıldığı kitlesel basın açıklamasında çevreciler, ellerindeki pankart ve dövizlerle maden arayan işletmelere karşı tepkilerini haykırdı.

Çanakkale Çevre Platformu’nun düzenlediği çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve üyeleri ile birlikte Cumhuriyet Meydanı’nda Kazdağları’nın yok olmaması için bir araya geldi. Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan’ın da katıldığı kitlesel basın açıklamasında, Kazdağları’nda sürmekte olan maden arama çalışmaları protesto edildi. Ellerinde pankartlar, dövizlerle meydanda buluşan çevreciler, Kazdağları’nda maden arayan işletmelere karşı tepkilerini ortaya koydu.

Çanakkale Çevre Platformu Yürütme Kurulu adına bir konuşma yapan Filiz Tekin, “Toprağımız, suyumuz, havamız, ormanlarımız, yasa tanımazların, işbirlikçilerin, taşeronların rant aracı değildir, kirletilemez. Ruhsat bedelleri karşılığı onur kırıcı bir şekilde ipotek altına alınamaz” dedi. Tekin, şunları söyledi: “Kazdağları’na sahip çıkmak, yaşama haklarımıza, yaşam alanlarımıza, aynı zamanda ülkemize sahip çıkmaktır. Biga Yarımadası ve Kazdağları yöresi, dünyanın en önemli bölgelerinden biridir. Bu yöre, iklimi, toprak yapısı, su kaynakları, oksijeni yüksek havası, ürün çeşitliliği, bitki ve hayvan türleri açısından çok büyük zenginliklere sahiptir. Kaliteli sebze ve meyveler bu yörede yetiştirilmekte, hayvansal ürünlerde Ezine Peyniri’nde olduğu gibi marka kalitesi en yüksek seviyelerdedir. Yine bölgede yağlık ve sofralık zeytinlerin en değerlileri yetiştirilmektedir. Turizm ve özellikle de eko-turizm için çok büyük potansiyel taşıyan alanlar, bütünlüğü hala korunabilmiş olan orman alanları (Çanakkale ilinin %58′i), yaban hayatı için önemli yaşam alanları, tarihi milli parkları, Çanakkale boğazı ve binlerce yıllık mitolojisi ile yöremiz çok zengin değerlere sahiptir. Barındırdığı bitki ve hayvan topluluklarıyla, Anadolu’nun en önemli sığınaklarından biri olan Kazdağı ve yöresi, Dünyada bulunan 82 nadir bitki türünden 37 tanesini barındırmaktadır.”

Bölge aynı zamanda bu zengin biyolojik çeşitliliği nedeniyle uluslararası değerlendirme ölçütlerine göre, “Önemli Bitki Alanı ve Önemli Doğa Alanı” olarak kabul edildiğine dikkat çeken Tekin, “Çanakkale ilinin değil, tüm Biga Yarımadasının, Bandırma’dan Balıkesir’e, Ayvalık’tan Midilliye, Küçükkuyu’dan Bozcaada’ya, Gökçeada’ya kadar yaklaşık 2,5 milyon insanın temiz ve güvenilir su kaynakları da yöremizdedir. Sadece Çan ilçesinin ve 26 köyünün değil, Kızılema köyünün, Bayramiç dere kolunun tüm köylerinin dereleri, Kirazlı köyünün, Balaban’ın tüm suları, kısacası Çanakkale’nin tüm akarsularının kaynağı Kazdağı ve yöresidir. Aksudere, Karadere, Karamenders, Kocaçay, Kocabaşçayı, Sançay, Atikhisar ve Bayramiç barajı başta olmak üzere tüm barajlar, göletler Kazdağı ve yöresinden beslenmektedir. Kazdağı ve yöresindeki, tarımsal üretimlerin ekonomiye katkısı, yıllık 4 milyar 750 milyon dolar; hayvansal üretimin katkısı ise 2 milyar 750 milyon dolar civarındadır” diye konuştu.

Yöredeki zirai faaliyetlerin, parasal değeri yanında yarattığı istihdam, sosyal değerler ve kültürel yaşama sağladığı katkıyı da gözönüne alındığında, Kazdağları’nın bölge açısından önemi daha iyi anlaşıldını belirten Tekin, şöyle konuştu: “Şimdi, Mitolojik efsanelere kaynaklık eden, Alp Dağları’ndan sonra dünya üzerinde oksijeni en bol olan yer olarak bilinen, ‘Bin pınarlı İda’, altın arama sondajları nedeniyle delik deşik edilmiştir. Şu anda sondaj aşamasında dahi yüz binlerce ton su kullanılmıştır. Kazdağı ve yöresinin hemen tamamında, çokuluslu altın tekelleri ve yerli taşeronları altın aramaları için sondaj çalışmalarını bitirmek üzeredirler. Özellikle su kaynaklarının bulunduğu bölgelerde Kazdağları delik deşik edilmiştir. Çünkü madencilere hem sondaj aşamasında hem de işletim aşamasında milyonlarca ton su gerekmektedir. Ağı Dağı ve Kirazlı yöresindeki zengin ve güçlü su kaynakları, Bayramiç Barajı’ndan (sulama göleti) Ezine Ovası’na ve oradan Menderes Çayına kadar, Çan’da Aksu Dere, Kara Dere, Kocaçay ve Biga’da Kocabaş Çayı’na, oradan Marmara Denizi’ne kadar, özellikle Çanakkale’nin içme-kullanma ve tüm tarımsal faaliyetlerinde kullanılan suların toplandığı Atikhisar Barajı ve Havzası’na akan bütün sular tehdit altındadır. Daha şimdiden Biga Elmalı, Lapseki Kuşçayırı, Çan Etili Söğütalan köylerindeki içme ve kullanma suları, dereler, Gökçeada Marmaros şelalesi bulanık ve çamurlu akmaya başlamıştır. Yörede yaşayan çok sayıda insan yok sayılmış ve ekosisteme zarar verilmiştir.”

Biga Yarımadası, Kazdağları ile tüm değerlerini, ekosistemi tehdit eden sadece altın ve gümüş madeni işletmeciliği olmadığının altını çizen Tekin, şunları söyledi: “Yörede şimdiden kurulu bulunan ve kurulacak olan toplam 8 bin megavat kurulu güce ulaşacak olan ithal linyit ile çalışan termik santraller de, topyekün mücadele edilmesi gereken çevre zararlılarıdır. Anayasanın 56. Maddesinde belirtildiği gibi, ‘herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak, çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların görevidir.’ Kazdağları’ndan su içen, hava soluyan, beslenen herkesin bu dağlara borcu vardır. Şimdi bu borcu ödeme zamanıdır. Çok ağır bedeller ödeyerek yurt edindiğimiz bu ülkede; Toprağımız, suyumuz, havamız, ormanlarımız, yasa tanımazların, işbirlikçilerin, taşeronların rant aracı değildir, kirletilemez. Ruhsat bedelleri karşılığı onur kırıcı bir şekilde ipotek altına alınamaz. Kazdağları’na sahip çıkmak, yaşama haklarımıza, yaşam alanlarımıza, aynı zamanda ülkemize sahip çıkmaktır. Yerküre üzerinde, ekolojik yıkıma yol açabilecek hiçbir faaliyete izin verilmemelidir. Büyüme ve kalkınma paradigmaları gözden geçirilmeli, uluslararası tekellerin çıkarını ifade eden “Sürdürülebilir Kalkınma” değil “Yaşamın sürdürülmesi” gözetilmelidir. Harekete, mücadeleye katıl, güç ver, Özgür Yaşam, Özgür Gelecek, Özgür Kazdağı.”

“Mücadele etmekten başka bir seçenek kalmamıştır”
Emek Partisi Çanakkale İl Başkanı Kenan Erkul ise yaşam haklarını savunma ve yaşam ortamlarını koruma mücadelesi verenlerin dayanışmasını güçlendirmeyi, bu mücadeleleri ortaklaştırmayı ve taleplerini siyaset zeminine taşımayı görev edindiklerini belirterek, Kazdağları’na sahip çıkılması konusunda şunları söyledi:“Kapitalizmin doğayı, doğal varlıkları ve yaşamı metalaştırarak sömürmeyi bütün azgınlığı ile sürdürmektedir. Ülkemizde AKP hükümeti bu saldırının adıdır. Kazdağları’nda altın üretimi bir avuç altın tekelinin menfaatleri için koskoca bir yaşamın yok sayılmasının ifadesidir. Bizler yaşam savunucuları olarak bu saldırıları boşa çıkaracağız. Gördüğünüz gibi bu mücadele her geçen gün daha da büyümekte, Çanakkale halkının desteğini almaktadır. Yaşamı yok eden  HES (Hidroelektrik Santrallar) projeleri ile termik, nükleer santral ve diğer enerji ve madencilik politikalarına, endüstriyel atık ve kirlilik sonucunda yaşamın sürdürülemez hale getirilmesine karşı, halktan, ezilenden, yok sayılandan, doğadan, emekten, özgürlükten, eşitlikten, barıştan, adaletten ve demokrasiden yana olanların yeni bir toplum, insanca bir yaşam için ortak mücadeleyi örgütlemelerinin zamanıdır. Emek ve demokrasi güçlerinin 21 Aralık Grevi bu konuda atılacak bir adım olacaktır.”

“Aynı desteği 21 Aralık’ta bekliyoruz”
Eğitim-Sen Çanakkale Şube Başkanı Telat Koç da  Kazdağları’nda altın madenciliği süreci çok önem verdiklerini belirterek, “Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası olarak ülkemizin insan potansiyelini harekete geçirmeye çalışıyoruz. İnsan, yaşam ortamı ile birlikte var. O potansiyeli çok sağlıklı değerlendirebilirse ve gerçekten insanca yaşayabileceği bir ortam olur. Bu coğrafya da uygarlık tarihi boyunca gerçekleştirmiş çok büyük uygarlıklar oluşmuştur” dedi. Felsefeden düşünceye bilime kadar bütün bunları başarmış bir coğrafyada yaşadıklarına dikkat çeken Koç, şöyle konuştu: “Ama özellikle sanayi evrimi sonrasındaki süreçte her şeyi tüket mantığından hareketle tüketimi pompalayan bir mantıkla emperyalizm hem insanları hem yaşam ortamı kaynakları tüketmeye başladı. Onun için biz kendi haklarımızı savunma özlük haklarımız savunma çabasında bir örgüt olarak özlük haklarımız tam olsa dahi yaşam ortamımızdaki yaşam şartlarımız zarar gördüğünde yaşamamız mümkün olmadığı için bu tip etkinliklere çok büyük önem veriyoruz. Elimizden geldiğince katkı veriyoruz. Temel görevimiz olarak tanımlıyoruz. Yaşam şartları olmadan insan var olamaz. Aslında bu hem Türkiye de hem dünyada çılgınlaşan bir süreçte emperyalizmin hem haklarımız hem doğayı yok ettiği bir süreç olarak görüyoruz. Halkımız yanımızda yer alsın istiyoruz. Desteği 21 Aralık’ta ki eylemimizde bekliyoruz.”

“Kaz Dağları’nı kaybetmek istemiyoruz”
Disk-Genel İş Sendikası Çanakkale Şube Başkanı Erdinç Uslan ise doğaya karşı oldukça hassas olduklarını belirterek, “Bütün politikalarımızda sendika olarak doğanın korunması konusunda bir yaklaşım içersindeyiz. Altının siyanürle üretiminden başka çaresi yok. Doğaya verilen zararın boyutları bizi son derece ilgilendiriyor. Kazdağları, Çanakkale ve çevresi, Marmara bölgesi için gerçektende ciğer olarak tabir edilebilecek ormanların en bol olduğu bitki hayvan çeşitliliğinin en bol olduğu korunması gereken bir noktadır” dedi.  Uslan, Kazdağları’nda maden arama izninin verilmesi sendikalarının karşı koyduğuna dikkat çekerek, “Arkadaşlarımıza destek veriyoruz. Kazdağları’nı kaybetmek istemiyoruz. Kazdağları’nın bizim için çok önemli oluğunu belirtmek istiyoruz” diye konuştu.

“Kazdağları altına kurban edilmemeli”
TMMOB Makine Mühendisleri Odası Çanakkale İl Temsilcisi Nazik Bıçakçı da Kazdağları’nın altınla kıyaslanamayacak bir doğal güzelliği olduğunu öne sürerek, “Üstüyle de zengin bir bölge. Bunun altına kurban edilmemesi gerektiğini düşünüyoruz” dedi. Bıçakçı, Kazdağları’nın üstünün daha değerli olduğunu düşündüklerini belirterek, “Bu kapsamda bütün üyelerimizle alanlardayız. Sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Kazdağları’nın ekmeğini yiyen, suyunu içen, bilinçli yurttaşlarımızla birliktelik içerisinde bunun mücadelesini vermeye çalışıyoruz. Her halükarda bu gerçek halkımız tarafından da sahiplenilecektir, böylece gelişen duyarlılık ile altın arama faaliyetleri ve işletmeleri de Kazdağları’nı terk etmek durumunda kalacaklar. Gidene kadar da mücadele edeceğiz” dedi.

Küçükkuyu’daki miting


Çanakkale Çevre Platformu, Ayvacık ilçesine bağlı Küçükkuyu beldesinde düzenlediği mitingde, Kazdağları’nda altın arama çalışmalarını protesto etti. Güney Marmara Doğal ve Kültürel Çevreyi Koruma Derneği (GÜMÇED) ve Güzel Edremit Körfezi Bekçileri’nin katılımıyla düzenlenen mitingde, termik santrallar ve altın işletmeleri protesto edildi. Mitinge katılanlar, Kazdağları, Madra Dağı ve Kozak Yaylası’nı tehdit eden sorunlara dikkat çekmek istediklerini belirterek, ‘‘Gün gelecek devran dönecek, Kaz Dağı’nı satanlar hesap verecek”, ”Kaz Dağı’nın yolları madenciye kapalı””Altıncı filo defol” şeklinde slogan attı. Mitinge katılanlara üzerinde”Kazdağı’nı vermeyiz” yazılı tişörtler dağıtıldı.

GÜMÇED Başkanı Mehmet Akif Öznal, burada yaptığı konuşmada, Çanakkale’nin en önemli doğal değerinin Kaz Dağları olduğunu vurguladı. Türkiye’nin 300 bin kilometre karesine yakın bir alanının, yani üçte birinin maden ruhsatlarıyla kapatıldığını öne süren Öznal, ”Balıkesir ilimizin yüzde 66′sı Çanakkale ilimizin ise yüzde 54′ü maden ruhsatı ile kapatılmış durumdadır” dedi. Küçükkuyu Belediye Başkanı Cengiz Balkan da herkesin bu çevre sorununa duyarlı olması gerektiğini ifade ederek, ”Fakat bizim daha fazla duyarlılık göstermemiz lazım. Bu coğrafyada yaşıyoruz ve buranın her türlü nimetinden faydalanıyoruz. Çocuklarımızda bu topraklarda büyüyecek. Bizlerin göstermesi gereken duyarlılığı sizler daha fazla gösteriyorsunuz”  diye konuştu.

Bayramiç ‘de yapılamadı.
Kazdağları’nın kalbi Bayramiç’de, 14 Aralık’ta bütün ilçelerde yapılması planlanan “Kazdağları’na sahip çıkalım”  basın açıklaması yapılamadı. Açıklamanın yapılamaması üzüntü yaratırken dikkatler Bayramiç Belediyesi’ne çevrildi. Çevre konusunda duyarlılık gösteren vatandaşlar, Bayramiç Belediyesi’nin kendilerini yalnız bıraktıklarından şikayetçi oldu.

 

ürünler ürünler ürünler ürünler
maviweb