Bizi Takip Edin
instagram
google
youtube
twitter
facebook
Yeni Nesil Çevre Hareketi: Örnek bir Model Olarak Çevre ve Hukuk Derneği
ÜRÜN ADI
Yeni Nesil Çevre Hareketi: Örnek bir Model Olarak Çevre ve Hukuk Derneği
ÜRÜN KODU
MARKA
FİYAT

Ürün Açıklaması

19.08.2010

Kopenhag BM İklim Değişikliği Konferansı çevre konusunda uluslararası bir yaklaşımın zorluklarını ortaya koyması bakımından önemlidir. Ülkelerin kalkınma stratejileri ve gelişmişlik farklılıkları bir anlaşmaya ulaşılmasını engellemişti. Her alanda küresel sınırların ve kararların alındığı bir dönemde iklim konusunda uzlaşmaya varılamaması çıkar farklılıklarını uzlaşmayı engelleyecek kadar çeşitli olduğunu gösteriyor. Sorun küresel düzeyde değil, ulusal ve bölgesel düzeylerde de doğal kaynakların kullanılması uzlaşması zor alanlar arasında geliyor.

Örneğin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çevre alanına doğrudan değinmemektedir. Çevre ile ilgili davalarda üst mevzuat yokluğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin ilerici bir yaklaşımla özel yaşama saygı hakkı çerçevesinde ele alınmıştır. Bu durumda çevre ile ilgili ihlaller mevcut mevzuat yorumlamaları ve/veya yeni içtihatlar ile gelişebilecek bir alan olarak duruyor. Temel çevre yasalarının koruyucu, önleyici ve geliştirici bir içerikten yoksun olduğu ulusal uygulamalarda yeni çevre hareketi yapıcı ve onarıcı bir rol üstlenebilir. Türkiye’de bu akımın en önemli temsilcilerinden biri Çevre ve Hukuk Derneği’dir. 

Çevre Hukuku Derneği gelecek nesillere sağlıklı ve yaşanabilir bir dünya bırakmak için her alanda yasal ve hukuki mücadele vermek ve bir sivil toplum örgütü olarak kamuoyu adına denetim yapmak amacı ile kuruldu. Derneğin vizyonu yeni nesil sivil toplum hareketlerini temsil eden bir örnek niteliğindedir; 

“bağımsız bir hukuk disiplini olarak ortaya çıkan çevre hukuku; hukukun temeli olan ‘hak tanıma’ temel düşüncesini sadece insanın insanla değil, doğa ile insan arasındaki ilişkinin düzenlenmesine doğru genişleten ve yaygınlaştıran toplumsal ötesi bir hukuk dalı olmuştur. Çevre, tüm hakların kullanılacağı mekandır, yaşadığımız dünyadır. Çevre hukukunun temel şiarı şudur: Ancak çevre hakkının etkin bir biçimde kullanılmasıyla diğer temel hakların daimi olarak kullanılabileceğinin bilincini yaymak ve bunun için mücadele vererek yaşanılabilir bir dünya yaratmak mümkündür.”  

Çevre ve Hukuk Derneği vizyonunun gerçekleştirmek için aşağıdaki temel amaçlarını gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır;  

 - Çevrenin korunması, kirliliğin önlenmesi ve ekolojik dengenin muhafaza edilmesi-iyileştirilmesi için yenilerinin oluşturulması dahil oluşturulmuş bulunan yasa, yönetmelik ve tebliğlerin hukuki vasıfları konusunda kamuoyunu aydınlatmak ve gerekli durumlarda iyileştirilmelerin sağlanması amacıyla kamuoyu oluşturmak,

- Çevreye olumsuz etkisi olan her türlü eylem ve faaliyeti izlemek ve kamuoyu adına denetlemek ve bu konuda faaliyet gösteren gönüllü kuruluşlarla ve kamu kurumları ile iş birliği yapmak, 

- Atık ve yakıtlar ile ekolojik dengeyi bozan; suda, toprakta ve havada kalıcı etki bırakan tüm kirleticilerin, veya başka bir kirletici faktörün, uygulayıcı resmi kurumlarca yapılan denetimlerinin yasal mevzuata uygunluğunu araştırmak, mevzuata uygun davranmayan kamu kurumu görevlileri hakkında şikayette bulunmak, tehlikeli hallerde ve gerekli durumlarda bu kirletici faaliyetlerin durdurulması için şikayet başvurularında bulunmak, bizzat davalar ikame etmek, ayrıca açılmış her türlü davalara müdahil olmak,

- Çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi için, çevre mevzuatı standartları ve ekolojik kriterler esas alınmak suretiyle kamu yararına her türlü analiz, ölçüm ve kontrolü yasal mevzuatlar çerçevesi içinde ilgilisinden, gerektiği hallerde resmi kurumlardan ve ilgili kuruluşlardan talep etmek,

- Çevreyi korumak amacı ile halktan çeşitli isimler altında toplanan her türlü vergi ve sair tahsilatın, yasalarda belirtilen amaca uygun olarak harcandığını ilgilisinden bilgi almak suretiyle takip ve kontrol etmek ve bu bilgileri kamuoyu ile paylaşmak, varsa amaç dışı harcama yapan kamu kurum ve görevlileri hakkında şikayette bulunmak, 

- Türkiye’de faaliyette bulunan ve çevreye zarar veren yabancı şirket, işletme, imalatçı ve benzeri unsurun takip edilmesi ve verdiği zararın belirlenmesi için kamu kurum ve kuruluşları ve sivil toplum örgütleri ile iş birliği yapmak.

- Çevreye zarar veren yabancı veya yabancı ortaklı kuruluşların, vermiş olduğu zararlarla ilgili uluslararası çevre koruma örgütleri ile iş birliği yapmak ve gerektiğinde ulusal olmayan yargı çevrelerinde davalar ikame etmek ve ikame edilmiş davalara müdahil olarak katılmak.
Derneğin kuruluş süreci ve temel yaklaşımları konusunda görüştüğüm Mukadder Usanmaz kamu yararına çalışan gönüllü bir aktivist. 


Çevre Hukuku Derneği 2007 yılında 30 avukat tarafından kuruldu. Ancak kuruluştan sonra farklı uzmanlar derneğe katılmaya başladı. Farklı uzmanlık alanlarına duyulan ihtiyaç mühendisler, finans uzmanları, iletişim ve sivil toplum uzmanlarının derneğe katılımı ile giderildi. 2008 yılında çevre gününde kamuoyuna tanıtılan derneğin faaliyetlerine büyük bir talep geldi. Sivil toplum alanından kurumlar, örgütlü vatandaşlar ve girişimler, bireysel başvurular ve özel sektörden bilgi ve iş birliği talebi geldi. Üç farklı kesimden de destek talep edilen dernek bu anlamı ile sivil toplum kuruluşlarının temel ilkelerinden biri olan iş birliğini geliştirme konusunda önemli başarılara ulaşmıştır. Dernek genelde her kesimin ihtiyacını dile getirdiği aşağıdaki talepleri aldı. 

* Mevzuat ile ilgili bilgi talebi yoğun bir şekilde oldu; özellikle yenilenebilir enerji alanında özel sektör bilgi ve destek talebinde bulundu. 

* Su, enerji, ağaç kesme, kömür ve maden ocakları alanlarında talepler geldi. Enerji sektörünün her alanında talep oldu. 

* Sivil toplum kuruluşlarından talep geldi.; Hukuk/mevzuat bilgisi, dilin kurgulanması ve uygulama alanları ile ilgili bilgiler talep edildi. 

* Yerel yönetimlerin idari işlemler ile ilgili talepleri oldu. 

Özel sektör, kamu sektörü ve sivil toplum iş birliğine açık bir çalışma yaklaşımı var. Dernek, öncelikli olarak zihin kirliliğini gidermek için çalışıyor. Çevre mücadelesi zihinsel kirlenme giderildikten sonra başlayabilir. 

Derneğe başvuru ile ilgili bir kısıtlama yok. Bir derdi olan herkes derneğe başvuruda bulunabilir. Çalışmaya sohbet ile başlanıyor. Taleplerde önceliklendirme yapılıyor. İnsan gücünün durumu ve konunun önemi önceliklendirmede önemli kriterler. Destek konusu ile ilgili detaylı, programlı ve ciddi çalışılıyor. Çalışma masrafları gönüllüler tarafından karşılanıyor. Yöntemler maddi güç süreç ve süre açık konuşuluyor. Dernek fon almaya karşı değil ancak henüz fon kullanmadı. Ancak kurumsallaşma ve okul mantığında çalışmayı geliştirmek için uzun dönemde destek talep edilebilir.

Bir okul mantığı ile herkes birbirinden öğreniyor. Çalışma yöntemini doğadan alan bir dernek.

Doğa gibi vererek çalışıyor. “Gönlümüzden geçmeyen hiç bir şeyi yapmıyoruz, derneğin sürdürülebilirliği özveri üzerine kuruldu. Örnek davalar oluyor. Kendimiz inisiyatif alıyoruz ve dava giderlerini karşılıyoruz. Kendimiz için herhangi bir şey istemiyoruz” diyor dernek kurucularından Avukat Mukadder Usanmaz. 

Hiyerarşiye karşı bir yapı var. Hiç bir şekilde görev dağılımı yok. Yatay ve dairesel örgütlenme kültürü hakim olduğu için görev dağıtılmıyor. İlgili ihtiyaçlara göre çağrı yapılıyor. Çağrıya göre uzman ve gönüllü bulunuyor. Türkiye’nin her tarafından hem birlikte çalışma ve iş birliği hem de şubeleşme talebi var. Özellikle Güneydoğu Anadolu ve Ege bölgelerinde gelen talep büyük.

Derneğin büyüme kaygısı yok, kadrolar kendiliğinden büyüyor. Bir yapının ilişki ağı sıcak tutulursa güçlü kalınacağını savunan dernek yetkilileri gönüllülüğün temel değer olduğunu dile getiriyor.  
 

Yeni Nesil Çevre Hareketi : Türkiye’nin Çevre Hukuku ve Mevcut Sorun Alanları Çerçevesinde  Kamusal olanın Yeniden Yorumlanması 


Enerji, yer altı kaynakları ve kentsel kültürel miras üç önemli öncelik alanı olarak öne çıkıyor. Enerji politikası olmadığı için bir talan durumu var. Nükleer, termik ve hidroelektrik alanlarının hepsinde bu durum söz konusu. Talep/kaynak ilişkisi manipulatif bir yaklaşımla sunuluyor. İhtiyaç ile ilgili dile getirilen, “açık” ve “yok” şeklinde sunulan her enerji politikasına şüphe ile yaklaşmak gerekiyor. 

Madenler, 3. köprü ve kültürel miras çerçevesinde kentsel dokunun korunması son zamanlarda önce çıkan alanlar. 

Türkiye’de kanunların sonuç ve cezalandırmaya odaklanmış durumda olduğunu belirten Usanmaz önleyici ve koruyucu hukuk ile ilgili mevzuatın geliştirilmesinin önemini vurguluyor. Derneğin mevzuat çalışmalarına etki edecek birikime sahip olduğunu, kamunun doğayı koruma gibi bir önceliği olmadığını belirtiyor dernek yetkilileri. Kamu popülist yaklaşımlarla zaman zaman koruma politikaları uyguluyormuş gibi gösterebiliyor. Yargı üçüncü kuşak hukuk alanında uluslararası gelişmeler konusunda çok bilgili olmayabilir. Avukatlar diğer alanlarda olduğu gibi çevre alanında da hukukun dinamik boyutu olarak içtihat ve davalarla bilginin gelişimine destek oluyorlar. Dernek bu anlamda önemli bir yerde duruyor. 

“Çevre sevdalısı basit aktivistler” ya da “Çevreci tipler”  

Ne için hizmet ediyorsunuz sorusuna “kuşaklar için adalet ve dayanışma” için cevabını veren Mukadder Usanmaz kuşaklar arası adalet kavramının önemine dikkat çekiyor. Gelecek kuşaklara sorumluluk yüklemek örneğini vererek nükleer enerjide üç kuşağın borçlandırılarak feda eden bir adaletsizlik politikasının uygulanmaya çalışıldığının altını çiziyor. Bu tür uygulamalarda yetkiyi gelecek kuşakların verdiği varsayılarak kararlar alınıyor ve karar alma süreçlerindeki demokratik teamüller bir hak ihlali olarak gelecek kuşakların hakkını gasp ediyor. Dolayısı ile kuşaklar arası adalet dengesini bozacak her türlü uygulamayı ve süreci bir hak ihlali olarak değerlendirmek gerekiyor. 

“Çevre hukuku yatay bir hukuktur bütün alanları alır. Özel, idari, kamu hukukunu da bilmek gerekir. Diyalog kurmak ve aktörleri tanımak için bu yatay hukuk önemli”. Dernek hem çevre hareketi hem de hukuk alanında stratejik bir yerde duruyor. Öncelikle taraf değil. Kamusal olan çıkarların korunması için her kesimle iş birliği yapmaya hazır olan dernek bu anlamı ile çıkarlar üstünde tanımlıyor kendini. Kamusal faydanın ortaya çıkmasını sivil hareketin farklı dinamiklerinin bir araya gelmesi olarak tanımlıyor. “Sivil olanın” her şeyin dışına çıkabilme ve iş birliği geliştirme yeteneğini kamusal faydanın gelişmesi için bir avantaj olarak değerlendiriliyor. 

Temel ihtiyaçların ortaya çıkması ile oluşan sivil alanının ömrünü ihtiyacın gücü belirler. İnsan olmayı ve doğayı unutarak ilişkiye girilen her alanda sorunlara neden olan bir ortamda benzer sivil girişimlere ihtiyaç bitmeyecek. Sivil çevre hareketinin yaratıcılık, güçlü iletişim özelliği gelişmesine katkı sunacaktır. 

Bu anlamı ile sivil olanın ayrışması bir bütünün parçası olan özel sektör ve devlete karşı kısmi de olsa kamusal olanın yorumlanması bağlamında denge getiriyor. Neye hizmet ettiğimiz ile ilgili bir unutma sürecinden bütünsel yaklaşıma doğru sivil olanın kapsayıcı yaklaşımı ile ulaşılabilir. Saf doğa sevenler bu anlamı ile bütüncül yaklaşımın dışındalar. Kendilerini toplumla ya da diğer aktörlerden ayırarak bütünden bu anlamı ile kopuyorlar. Bir taraf yarattıkları için izole oluyorlar.

Doğa sadece verir. Özel sektör almaya dayalı bir yaklaşım belirliyor. Alışverişe dayanan bir ilişkiye dayanıyor. Kamu alış veriş üzerinden çıkar ilişkilerini yönetmeye çalışıyor. Sivil yaklaşımda vererek organizasyonları yönetebilir. Bir araya gelen her şey bunu sağlayabilir. Temel anayasa birlik ve bütünlüktür, temel bir bilinçle bunu geliştirmek gerektiğini savunuyor Dernek”. 

Doğa için değil yaşam için, yaşamın sürdürülmesi için mücadele etmek gerektiğini savunan Çevre Hukuku Derneği çevre hakkının yatay hukuk ve yaşamın sürdürülebilirliği, korunması ile ilgili olduğunu belirtiyor. İnsan ve sivil olana özgü bir faydacılık belirten dernek yetilileri STK’larda ciddi bir bilgi birikimi olduğunu, bu bilgi birikiminin kamusal yarar için kullanılabileceğini belirtiyorlar.

Kamusal yararın oluşturulması için temel katkı alanı olarak mevzuatın geliştirilmesi örnek olarak gösteriliyor. Bir çok alanda olduğu gibi çevrenin öneminin bu alanın sadece kamu kurumlarının inisiyatifine bırakılmayacak kadar büyük. Üçüncü kuşak haklar olarak genç nesil haklar arasında sayılan çevre hakları son 40-50 yıllık dönemde sivil girişimlerin de desteği ile gelişen haklardır. Bir çağın kapanması ile gündeme gelen haklar özellikle sanayi devriminin etkilerine karşı gündeme getirilen haklardır. Yeni çağda yeni hakların konuşulması Çevre Hukuku Derneği gibi girişimlerin katkısı ile olacaktır.

 

ürünler ürünler ürünler ürünler
maviweb